HAYATTA İKİ ŞEY GERİ ALINMAZ! Hayatta geri alınamayacak iki önemli şeyden biri zaman diğeri de söylenen sözdür ..Aşağ ıdaki anekdot bu iki değeri bir arada ifade ediyor ..
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı. Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti? Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin' diye sordu. Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?' dedi. Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi. Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üç buçuğu yarın da konuşabilirdik' deyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi. Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' deyince annesi '30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun...
Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Rabbin ondan başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyilik etmenizi emretmiştir. İkisinden birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara öf bile deme; onları azarlama onlara güzel söz söyle; onlara rahmet ve şefkat dolu tevazu kanadını ger. Onlara alçak gönüllü ve şefkatli davran ve onlar hakkında dua edip şöyle de: Ey Rabbim, bunlar küçükken beni nasıl yetiştirip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, acı." (İsra Suresi, ayet 23-24)
Bir başka ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: "Biz insana anne ve babasını tavsiye ettik anası onu zayıflık üstüne zayıflık çekerek karnında taşımıştır. Onun (memeden) ayrılmasıda iki yıl içinde olmuştur onun için biz insana bana ve ana baba şükret dönüş banadır diye öğüt verdik." (Lokman Suresi, ayet 14)
Yine Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: "Cennet annelerin ayağı atındadır."
Bir başka hadiste: "Annelerin ayaklarının altı, cennet bahçelerinden bir bahçedir" buyurmaktadır.
Bu hadisin bir manası şudur ki cenneti kazanmak, annelerin gönlünü kazanmak, onlara iyilik etmekle mümkün olur. Bir başka manası da: "Anneler isterse dünyayı cennete çevirebilirler, yetiştirdikleri mu'min ve salih evlatlarla. Çocukların saadet ve mutluluğunun temel taşını koyan annelerdir. Kötülük ve bedbahtlıklarının ilk temel taşını koyan da yine annelerdir. Zira niyetleri, yedikleri lokmalar, amelleri, davranışları, imanı ve takvası rahimdeki çocuğu üzerinde de etkilidir. Doğduktan sonra da çocuk, anne ve babanın, özellikle annenin bütün hareketlerini izleyip taklit eder.Annenin verdiği terbiyeyle çocuğun ilerideki şahsiyeti yavaş yavaş oluşmaya başlar.
Bu yüzden Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Saliha bir eşle evlenmesi bir erkeğin saadetindendir."Zira ailenin ve çocukların saadeti büyük ölçüde anneye bağlıdır.
Yüce Rabbimiz'den annelerimiz hakkında görevlerimizi en iyi şekilde yerine getirmeyi ve bacılarımıza Hz. Fatıma'yı örnek alan anneler olmayı nasip buyurmasını diliyoruz. Amin!
HELAL ET ANAM Annem, anneciğim, iki gözümün nuru, Ne kadar büyüsemde,bende bir anne olsamda O kadar muhtacım senin sevgine, 'Yavrum' diyerek şefkatle kucaklamana.
Anam, biliyorum çok üzdük seni, Başımızda bekledin hastalandığımızda, Ağlayarak, için yanarak, hala beklemektesin. Ne olur hakkını helal et anam!
Kıymetini bilemedik toyduk, cahildik. Üzdük, kırdık seni bilmeden, anlamadan. Ama sen hep affettin sevgiyle besledin, Ne olur hakkını helal et anam!
Evlendik, her birimiz birer anne baba olduk. Dünya telaşına daldık, geçim zor annem bilirsin! Zaman geldi arayıp soramadık hatrını,kapını açamadık. Ne olur hakkını helal et anam!
Hem ana hem baba oldun evlatlarına, kuşattın bizi Yetimliğimizi hissettirmemek için çırpındın, hiçbirimize Rabbim sermiş cennet nimetlerini ayaklarınıza, Ne olur hakkını helal et anam!
Rabbim dualarını kabul etsin anacığım, Bilirim her duanda bizleride unutmazsın. Her ana kıymetlidir Allah (cc) katında, Ne olur hakkını helal et anam! oldwomen
Kıymetli anneme! Bir tek gün değildir anneler günü her gün her vakit ama insan oğlu öyle keşmekeşe dalıyorki bu günü bahane ederek annelerimize sıkı sıkı sarılalım ilerde keşke daha çok sarılsaydım yanında olsaydım demeden bir nebzede olsa hasret giderelim Mübarek ellerinden öpüyorum anneciğim!!!
İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah..Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..
Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n'olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh'un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! 'kabul' ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n'olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.
"Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü ."(inşirah/2)
Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n'olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.
"Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?"(inşirah/4)
Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım.N'olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.
"Yalnız Rabbine yönel."
Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.'kün' diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n'olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n'olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N'ola ahh n'ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…
Ben Günahkar Tövbekar yüce Rabbim Sen Halık isminle beni yarattın en şerefli konuma getirdin Semi isminle herşeyi işiten, Basir isminle herşeyi gören Alim isminle herşeyi bilen Rabbimsin Ama ben bunlara rağmen bile bile anlamına ermeden Günah deryasında nefsime uydum Bugünümü yaşadım ahiretimi düşünmeden Şimdi görüyorum ki boşa geçmiş onca zaman Bana birşey vermediği gibi sadece almış Ve ben şimdi pişmanım nedamet içindeyim Senden bağışlanmak istiyorum Çünkü Sen Afuvv ve Gafur'sun Nasuh tövbesi ile yüce makamından Af ve mağfiretimi talep ediyorum Gerekli işlemlerin yapılmasını ağlayarak Tövbe ederek saygılarımla arz ediyorum
Ey Azrail! Ne olur, bozulmasın pazarım. Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım...
Ey Azrail!.. Ey Azrail!Bilirim, bu sözlerim çok yersiz, Neden böyle ansızın, geliverdin habersiz ?...
Ne olurdu üç beş yıl, önce haber verseydin. Hiç değilse rüyama, bir kerecik girseydin...
Aşk, meşk, derken, dünyadan bir türlü kopamadım. Senden özür dilerim, hazırlık yapamadım.,. Görüyorsun yanımda, ne valiz var, ne bavul. Uykum öyle ağır ki; ne zil duydum, ne davul..
Yaşım yetmiş olsa da, gör ki; fıkır fıkırım. Bu cümbüşlü âlemi, ben nasıl bırakırım?.. Hani bir söz vardır ya: "Yaş yetmiş, işi bitmiş. " İnan ki, bu bir yalan, bunu diyen halt etmiş...
Ey Azrail! Dur biraz, Sana yalvarıyorum. Yasal haklarım için; avukat arıyorum...
Hayallerim, düşlerim, yarım kalan işlerim. Estetik yapılacak, daha burnum, dişlerim... Elli yaşımda ancak, voleyi vurabildim. Hortumlar sayesinde, holdingi kurabildim... Gerçi ucuza verdim, şerefin kilosunu. Ama böyle kazandım, şu uçak filosunu...
Ey Azrail! Ne olur, bozulmasın pazarım. Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım... Şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana.
O daracık mezarda, yazık olmaz mı bana?.. Bazen çoluk çocuğa, içimden kızıyorum. Ölmemi bekliyorlar, inan ki; seziyorum...
Arkamdan göstermelik, iki damla gözyaşı. Bir de şöyle büyükçe, yaldızlı mezar taşı.
Tahmin ediyorum ki: mevlid de okuturlar. Ortalığı birazcık, gülsuyu kokuturlar. Araya reklam konur; bir ilahi aryası. Mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası. Etlerim, kemiklerim; didik-didik edilir. Ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir...
Ey Azrail! İnan ki, hazırlığım yok daha, Hele şu din konusu, çok karışık bir saha. Bazı büyük abiler, köşeleri tuttular. İrtica diye diye, beni de korkuttular. İlâhiyat adına; ekranda iki kaçık Kimlerin kuklaları oldukları apaçık... Alim zalim karıştı, renkleri seçilmiyor.
sokak; deliden geçilmiyor. Bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller. Tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller?..
Henüz daha gündemde, ne oruç var, ne zekât. Ne Kur'ân'la tanıştım, ne de kıldım bir rekat. Gönül desen, henüz genç, daha haccım duruyor. Aklım nefsin elinde, yollarda savruluyor. Edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye.
Ortalıkta ne görse; tutturuyor ver diye. Ey Azrail! Bilirim, gelince beklemezsin.
Tükenen vadelere, saniye eklemezsin. Bu satırlar boş geçen, bir ömrün hikayesi. İbret alanlar için, son pişmanlığın sesi...
Bilmem ki, bir duvarda, bu mütevazi çaba; Bir küçücük pencere, açacak mı acaba?..
Kardeşim deriz karındaştanöte. Sadece kan bağı değildir bizi birleştiren, bir de kardeşlik bağı vardır. Bu kardeşlik, karındaşlıktan daha ötedir. Kardeşlik Yaratan'ın bakışıyla sevmektir. Kardeşlik, yalnızca aynı sevgiyi paylaşmak değildir; sevgiyi onurlandırmaktır. Yağmurun getirdiği rahmet gibi bir birine rahmet olmaktır. Kardeş duygular, Peygamber sünnetidir. Kardeşlik Habîb-i Ekrem'in pırıltısını almak için, göz göze salât ü selâm getirmektir. On dört asır sonrasına uzanan bir vefâdır kardeşlik, Efendimiz (ASM)' dan kalan bize. Kardeşlik "bir" yerine, "bin"ler olmaktır. "İyyâke na'büdü" derken, yürek safında milyonları kucaklamaktır, asla kaybetmemektir sevgi bağını!.. Ümmet olmak kardeşliğini yaşamaktır, her Fâtiha'da. Fâtiha'ya yazılan kutsî kardeşlikten gayrı düşünmemektir. Her gün kırk kere bunun sözünü veririz Rabbimize.Susuzluktan kavrulan dudaklar su isteyince, susayan kardeşini kendine tercih eden Hâris, İkrime gibi kavruk bir nefesle Allâh'a can sunmaktır. Ortada üç şehit beden, bir de su kalmıştır. Çöle hayat verecek olan, bu bir testi sudur. Kardeşlik, mâtemlerin civârını mesken seçmektir. Yamalı elbiseyle gezen Peygamberler Sultanı'nı hatırlayıp dam altlarında, yıkık vîrânelerdeki mahcup edâlı gariplere gönülden sıcacık "Kardeşim!.." diyebilmektir. Gözyaşlarını silmektir, çıplak el ve ayaklarını gönlüne koyup muhabbet ateşiyle ısıtabilmektir. Bir teselli olmaktır.Dert ortağı arayanların sığınağı olmaktır, Hazret-i Ali gibi.Hz.Ali Buyuruyorlar ki: "-Şu iki şeye sevindiğim kadar hiçbir şeye sevinmem. Bir kardeşimin sıkıntısının benim vesilemle düzelmesi, derdi olan kimsenin gelip benden yardım istemesi.. Fırtınalı denizlerde sığınılacak bir liman olabilmektir. Kardeşlik, elinde vereceğin bir şeyin kalmasa da gönül alıcı bir söz söylemektir. Bir tebessümle hüznünü dağıtabilmektir kardeşinin... Bombalar kucağında, yanarken ocaklar; sofrada her lokmayı sorgulamaktır. Lezzeti bırakıp, karın tokluğuna yaşamaktır. İnce ruhların süzgeçlerindeki rikkat gibi en kibar cümlelerle seslenmek, yüreklerini şenlendirmektir "kardeşim" dediğinin. Kardeşlik; ayağına bassa da kardeşin ayağının altını incitmek sancısını çekmektir. Kardeşinin gafletini körükleyen bir dev aynası değil, hataları hayra tebdîl eden bir pusula olabilmektir. Bazen gözden düşen sözler vardır. Kardeşin kardeşe dili uzanmaz, ama olur ya bazen dil, yılan olup soktuğunda, dudaklarından kan aksa da zehri yutup, gülebilmektir.
Kardeşin, kardeşe heyecanı vardır. Bir başkadır paylaşmanın tadı. Kullukta kardeşlik, hizmette kardeşlik başkadır. Saçına ak düşende, fâniliğin koynuna usulca sokulurken, sonsuza uzanan saâdete ermek için beraber Allah rızasını aramaktır her köşede... Kardeşlik karındaşımdan öte. Ana, baba, özge yârim... Ama kardeşlik candan ziyâde!.. Allah Rasûlü buyurur ki: "-Kıyamette kardeşlik candan özge! Herkes telâş içindeyken, evlât medet umunca ana-babasından, onlar bir o yana, bir bu yana kaçışırlar. O zaman sâlih bir kardeşi, kendi sevaplarını bağışlayıverir kardeşine; ben yandım, sen yanma!" diye... Allah, kendi uğruna fedâ edilen canlara, cennetini gösterir.
arasında kurulan kardeşlik bağı diğer tüm dünyevi bağların üstündedir.Bu bağ iki tarafa da sorumluluklar yükler bu sorumlulukları hadis ve ayetlerle bize öğütlemiştir Peygamberimiz (ASM).Mümin kardeşini ancak Allah için sever,ziyaret eder ve yine Allah rızası için kardeşini terk edebilir.Hayırlı işlerinde kardeşinin yar ve yardımcısı olur, kötülüklerde ise en büyük engel ve uyarıcısı olur.Kardeşi kötülüğe düştüğü zaman onu yüz üstü bırakıp gitmez, onu günaha teslim etmez, günah ve şeytan ile kardeşinin arasında kalkan olur.Davet ettiğinde icabet eder,selam verdiğinde karşılık verir, üzüntüsüne de sevincine de ortak olur.Dili döndüğünce kardeşine nasihat eder, iyiliği emreder kötülükten sakındırır, ona karşı ayna gibi olur iyiliğini abartmaz eksiğini kırmadan gösterir.
Senin sevgine talibim Allah'ım İmran'ın karısı Hanne'nin Meryem'i adadığı gibi Adanmış olan Hz. İsmail'in teslimiyeti gibi Ruhumu adıyorum teslim ediyorum yoluna!
Tuzsuz yemeğin yavanlığından tuza ihtiyacı gibi Senin sevgine ihtiyacım var Çölde susuz yanmış bir yolcunun suya hasreti gibi Senin sevgine hasretim Allah'ım!
Kuraklıktan çatlamış toprağın suya muhtaçlığı gibi Senin sevgine muhtacım Rabbim! Bir bebeğin anne şefkatine mecburiyeti gibi Senin şefkatine mecburum Rabbim!
Sevgiye hasret yüreklerdeki yangını sevginle yak, Öyle bir yak ki senin sevgin herşeye üstün gelsin. Korku yok benim lügatimde, benim tek korkum Ey yüceler yücesi Rabbim ya beni sevmezse!
Bütün denklemler sana çıkarıyor beni f.l=p.h 'nin kuvvet.rahmet=doğum.ölüm t.v=konum'un zaman.yaşam=cennet gibi Fizikte denklemleriyle ulaştım sana
Matematikte a2 + b2 = hipotenüs Yaratıcı2+bağışlayıcı2= Allah(cc)'ın vasıfları π (pi) sayısı bir matematiksel sabittir. Benim π (pi)sayım sensin Rabbim
Kimyasal bir denklemle hayatım HCl(asit) + NaOH(baz)------> NaCl (tuz)+ H2O(su)tepkimesi Günahlarım+sevaplarım------>insan+kulluk tepkimesine dönüştü Rabbim her denklemde her tepkimede varlığını ispatlarsın
Bense sana muhtaç, sana ihtiyaçlı, sana hasret bir kulum. Affet beni bağışla sana isyanla geçen bir ömür için Af diliyorum yalnız senden yardım diliyor yalnız sana sığınıyorum Umuyorum ki o sonsuz merhametinle bağışlarsın beni!