« Önceki ::

Kur'an'a Yaklaşım


Kur'an'a Yaklaşım

"Andolsun ki biz Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. O halde düşünen var mı?"
(54/17)


Kur'an coşkun bir kaynak gibidir. Bu kaynağa sayısız insan sayısız amaçlarla başvurabilir, ister inansın, ister inanmasın, Kur'an'ın insanlara iletmek islediği mesajı, ilahi vahyi anlamak isteyen herkesin, ilk adım olarak daha önce kafasında yer eden düşünce ve tasavvurlardan aklını, fikrini, zihnini boşaltması gereklidir. Her türlü dünya ile ilgili arzu ve kişisel isteklerden içini arındırması lazımdır. Sonra da açık bir gönül, dikkatli bir kulak ve Kur'an'ı anlamak için tertemiz bir niyet ile onun üzerine eğilmesi, tetkik etmesi, anlamaya çalışması gerekmektedir.


Bu anlama kuralı tüm insanlık için geçerli olduğu gibi, öncelikle bizim fert fert, kişi kişi onu, yani Allah'ın mesajını anlamamız gerekmektedir. İnandığımız sistemin öğretilerini bilerek, anlayarak yerine getirmek zorundayız. Nisa 136'da devamlı iman etme, emin olma, tam tanıyarak teslim olma olayı gündemde tutulmaktadır, inandığımız halde Allah'a, Rasulüne, indirdiği kitaba ve önce indirilenlere inanmamız emredilmektedir. Körükörüne teslim olma değil aksine neyi, nerede yapacağını, yaptığını Kitabullaha, Rasulün sünnetine uygun olarak yapan durumuna gelmemiz bizden istenmektedir.


İşte insan, özellikle müslüman Kur'an'ı anlamaya çalışırken, Kur'an'm mübelliği, tebliğ edicisi, açıklayıcısı Hz. Muhammed (s)'i anlamaya ve tanımaya çalışırken öncelikle kendisine çok dikkat etmesi gereklidir. Yukarıda anlatmaya gayret ettiğimiz gibi, düşünme kabiliyetini, içini, hafızasını sayısız ve karışık düşüncelerden arındırmadan Kur'an'ı anlamaya çalışanlar onun sayfaları arasında kendi düşüncelerinden başka bir şey bulamazlar. Okudukları ayet ya da surelerde Kur'an'ın vahyî havasını teneffüs edemezler. Vahyin gerçekleri ile kendi bilgilerini, özellikle cahili kalıntılardan oluşan bilgilerini bir araya getirip karma bir şeyler oluşturmak, sentez yapmak isterler. Kimileri de Kur'an ve sünneti keyfî açıklamalarla, yanlış yorumlarla kendi kafalarına göre yorumlayarak Allah'ın samimi kullarını, halis kulların yanıltmaya çalışırlar. Amaçları da sadece ve sadece kendi düşüncelerinin yayılması, insanların kendi etkilerinin altına girerek, kendilerine kul köle olmasını temin etmektir.


Müslüman ise tağutu inkar etme! ve bu ilah bozuntularına itibar etmemek, belamların yanıltmalarına karşı uyanık olmak zorundadır. Başkalarından değil sadece Allah'tan korkmak zorundadır. Kendisinden korkulacak güç ve kudret sahibinin, otorite sahibinin Allah olduğuna, Allah'ın korkulmaya her şeyden ve herkesten daha layık olduğuna inanmak, iman etmek mecburiyetindedir.


Toparlarsak; müslüman Allah ve Rasulünün dediklerine kulak verecek insanların bu husustaki kınamaların dan korkmayacaktır. Allah'a itaati, saygısı ve sevgisi ölçüsünde olacaktır Allah'a itaat etmeyene itaat etmemek etmemenin yollarını öğrenmek için di Kur'an'la sürekli beraber olacak, her şeyiyle Kur'anî olmaya gayret edecektir.


Ey Muhammed! Sana bu mübarek kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik." (Sad, 29)


Bu Kur'an ancak alemler için bir öğüttür. (Zümer, 87)


Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı, Yoksa kalpleri kilitli mi? (Muhammed 24)


Hasan Korkmaz

Yorum (yok) Yorum yaz!

Cumanız hayr olsun


  SÜBHANALLAHİ  VE  Bİ  HAMDİHİ, SÜBHANALLAHİL  AZİYM ...

 http://img264.imageshack.us/img264/2782/yamalikulmulkkamersures.jpg

ALLAHIM  seni bütün noksan sıfatlardan uzak tutarak tesbih ederim ..

 VE ADEDE  HALKIHΠ yarattıklarının  adedince ,

 VE RIDA NEFSİHİ  zatının  razı  olduğu  şekilde ,

 VE  MİDADE  KELİMATİHİ, Kelimelerin miktarınca ,

 VE ZİYNETE  ARŞİHİ,arşın ağırlığınca.




Yorum (1) Yorum yaz!

1 Nisanın tarihçesi‏

http://img2.blogcu.com/images/r/u/m/rumeysanurkara/nisan1.jpg
1 Nisanın tarihçesi‏
1 Nisanın tarihçesi;
15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs
Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir
kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle,
kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler  düşünmektedir.
En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir
elinde Kur'an bir elinde İncil
'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız
bu akşam size bir şey yapmayacağım'
der. Gerekli görüşmelerden  sonra canlarınınkurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler. Ertesi sabah, yani
1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün
Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine  Müslümanlar 'Yemin  etmiştiniz, bize söz  vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap
verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir. İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak kutlanmaktadır. Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü
olan 1 Nisan'lar,  bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.
ve diğer bir şey ise ın haram kıldığı YALANI insanlar adeta bugün 'a isyan edercesine YALAN söylemekte yarışıyorlar
(Yalanın Şakası olmaz Yalan yalandır)

Saygı ve selamlar...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Öyle kapsamalı ki hayatımızı!

http://www.aliaksoy.net/wp-content/gallery/manzara2/8b62bc92fd960515a0e226c99cb0bd22.jpg
Öyle kapsamalı ki hayatımızı!


Kur-an kapsamalı hayatımızı!
Kapsamalı ki Lailaheillallah dediğimizde,
La ile lat ve uzzalar yıkılmalı,
La ile menatlar yerle bir olmalı.

Öyle kapsamalı ki hayatımızı!
Çağdaş Ebrehe'ler, Belam'lar, Müseyleme'ler,
La ile meydanı boş bulup cirit atmamalı,
La ile Bilal gibi kalplerimiz Ahad demeli.

Öyle kapsamalı ki hayatımızı,
Doğumum, yaşamım,ölümüm ömrümün her anı,
Sevdalarım,umutlarım, hayallerim Kur-an'a göre olmalı,
Rehberim, kullanma kılavuzum  Kur-an olmalı!

Öyle kapsamalı ki hayatımızı!
Beşerin kanunlarını La diyerek arkaya atmalı,
Ayetler yaşantımızda canlanmalı,
Her inanan yaşayan Kur-an olmalı

Öyle kapsamalı ki hayatımızı!
Ölü toprağı serpilenler bizde dirilsin,
Sohbetlerimizde körelmiş ruhlar canlansın,
Hadi varmısınız canlar,canlı Kur-an olmaya!


oldwomen

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?

Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?

Kapsıyorsa ne kadar kapsıyor?

Evet Kur'an hayat rehberimiz, yol haritamız ama ne kadar?


   "Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi
açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik."nahl-89
     Elhamdülllah bizler müslümanlarız 'a iman ettik,Muhammed(sav)'in ümmetiyiz,Kur'an-ı Kerim gibi bir kitabımız ve rehberimiz var.Ama bizler
bu rehbere ne kadar başvuruyoruz?O'nun içindeki kuralları ne kadar uyguluyoruz?
Hz.Aişe'ye sahabe bir gün sormuş
-Bize peygamber efendimiz(sav) ahlakını anlatırmısın diye
Hz.Aişe:
-siz hiç Kur'an okumuyormusunuz?

      Sahabeye, hz.Aişe böyle diyordu sahabe ki her ayet geldiğinde onu ezberler hayatlarına geçirir daha sonra gelen diğer ayeti ezberlerdi.Yani hayatlarına
uygulamadan diğer ayete geçmezlerdi.Ama şimdi günümüzde Kur'an rehber kitabı değilde sanki bir hikaye kitabı gibi okunuyor.İngilizce bilmeyen bir kişi
bir eşyanın ingilizce kullanma kılavuzunu nasıl okuyorsa bizlerde öyle okuyoruz hayatımızın kullanma kılavuzunu.
     Sayılı Ya-sinler okuruz onun içinde anlatılanı merak etmeden.Bir cenaze olur hemen Kur-an'a sarılırız sureleri okuruz hatimler indiririz ama bilmeyiz ki
onun işi bitmiştir bu kitapla, yön verecek bir hayatı kalmamıştır artık.Hele ki birde hayatı boyunca günah işlemiş bu kitaba aykırı bir hayat yaşamış,
hayatına Kur-an'ı Kerim'i sokmamış bu kişilerin ölümüne sokmaya çalışırız.
     "Gerçekten onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, herşeyin açıklayıcısı ve
 iman edecek topluluk için bir hidayet, bir rahmettir."yusuf-111
      Mehmet Akif'in şu dizeleri çok güzel anlatır bu olayı;
Açarız nazm-ı celili bakarız yaprağına,
Ya da okur geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur-an bunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için
      Hayatımıza Kur-an'ı Kerim'i sokmak için onun içinde anlatılanlara şeksiz şüphesiz inanmamız iman etmemiz gerekir.Nasıl ki sahabe bir ayeti ezberlediğinde
öbür ayete geçmeden hayatına yansıtıyorsa bizler de öyle yapmalıyız.Kitabımız ne emrediyor;iman,namaz,oruç,tesetür,infak,vs.Lailahe illallah dediğimizde
iman ettiğimizi düşünüyoruz ama allah'tan gayri herşeye "La" diyebiliyormuyuz?Namaz kılamıyorum,patronum,eşim, işim,vaktim, nefsim izin vermiyor.Ya da
örtünemiyorum okulum,patronum,ailem ,eşim izin vermiyor.Dediğimizde bu sözü unutmuş oluyoruz 'a ortak koşmuş olmuyormuyuz,O'nun emirlerini rızık
korkusuyla o bahane bu bahaneyle arkaya atmış olmuyormuyuz.O'nun emirlerini bırakıp diğerlerinin emirlerini tutmuş olmuyormuyuz.Değilmi ki rızkı veren de
alan da o yüce 'tır, nerde kaldı bizim tevekkülümüz itaatimiz.
       “Yemin olsun ki, biz, Kur`an`ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? ”
54-Kamer Suresi-17. ayet

selam ve dua ile


oldwomen

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yaşayamadıklarımıza



Yaşayamadıklarımıza

Bazı duygular var ki hiç unutulmuyor,
Unutuldu, yaşanmadı desende!
Belki de bir yaşanmamışlık özlemi,
Belki de körelmiş olanın,bitmiş olanın tekrarı!

Alıp uçurması seni bulutların üstüne,
Bazı erdemlerin yokolduğunu izlemek gibi!
Bazen acı veren bir ızdırap çaresiz,
Bazen bir serçenin kalbinin çırpıntısı!

Ne dersek diyelim işte adını koyamasakta,
Rengini,tasvirini,anlamını veremesekte,
Zamanın geçmesine seyirci kalsakta,
Yaşanıyor işte, yaşanıyor be gülüm!....


oldwomen

Yorum (yok) Yorum yaz!