“Keşke toprak olaydım!”
Ölüm; bir yok olmak olarak düşünülse de aslında biz inananlar için daimi bir kavuşmadır.Önemli
olan ölümün mahiyetini bilmektir.Bir ayrılıktan ziyade sevgiliye sevdiklerine kavuşmadır.Ama bu
kavuşmanın en güzeline erişmek içinde ona yakışır bir ömür sürmektir.
Hadis-i Şerifte anlatıldığı gibi "Kişi nasıl yaşarsa öyle ölür,nasıl ölürse öyle haşrolur."
O zaman buna göre ölümlerin en güzeline ulaşmak için ömrümüzü Rabbimize yakışır bir kul gibi
bitirmeliyiz.
Birde şöyle düşünelim; bir iş kuruyorsunuz ama her işe başlarken bir sermaye gerekir
değil mi? O sermayeyi öyle güzel değerlendirmeliyiz ki kazancımız cennet gibi bir makam olsun.
Bizler o kadar basit düşünür olmuşuz ki hep bu yaşadığımız anı değerlendirebiliyoruz ileriyi
akledemiyoruz.Dünya meşgalesi o kadar kavramış ki benliğimizi haram helal hesabı bile tutamaz
olmuşuz.Hep "ben" demeye başlamışız."Mü'min kardeşi açken tok yatan bizden değildir"hadisini
unutmuşuz.
"Mü'minler birbirini yıkayan eller gibidir"hadisini gözardı ederek birbirimizin açıkları ile
uğraşmışız,bir sen ben kavgasına dönüşmüş yaşantımız, birbirimizi düzelteceğimiz yerde sadece
eleştirir olmuşuz.Hesap gününü unutmuşuz yalnızca dünyalık hesaplarla kafamızı yormuşuz.
Tevekkülümüz kalmamış kısaca kulluğumuzu unutmuşuz.Lakin herşeyin bir sonu olduğu gibi bu
ömrümüzünde bir sonu olacaktır.İşte o zaman Rabbimizin huzuruna nasıl çıkacağız, hangi yüzle
cennet talebinde bulunacağız.İşte o vakit ölüm kelimesi bize ürkütücü gelir.Çünkü ömrümüzün hakkını
vermemişizdir.Halbuki ömür klavuzu son derece açıktır; Kur'an-ı Kerim'le olsun,Peygamber
efendimizin sünnetleriyle olsun o kadar nettir ki şaşırmaya mahal yoktur.Yeter ki onları okumayı
bilelim hayatımıza uygulayabilelim bu kadar basit.
Hayatı Kur'an ve sünnet çerçevesi içinde olan için ölüm ne güzel bir kavuşmadır.Ruhun,
hayatın keşmekeşinden uzaklaşıp huzura kavuşmasıdır.Sevdiklerine vuslattır.
Rabbim ölümü vuslata çeviren kullarından eylesin
AMİN
oldwomen










