benim hakkım yok

Benim hakkım yok

     İhtiyar bir adam, kendisi gibi kamburlaşıp yere yanaşmış bir ağacın altında ağlıyordu. Biraz önce iri kıyım bir genç yanına sokulmuş kendisinden içki parası istedikten sonra bir de tokat atmıştı. Yaşlı adamın yere yıkıldığını görenler, hemen yardımına koşup;
 -Geçmiş olsun ded, dediler.O serseri ne istedi ki senden?
Adamcağız, bir şey olmamış gibi toparlanmaya çalışırken;
  -Eski bir borcum vardı, onu istedi, dedi. Yapması gerekeni yaptı sadece.
   Çevresindekiler, ihtiyar adamı yerden  kaldırdıktan sonra eline bastonunu tutuşturup aceleyle işlerine koşuştular.Herkes ayrıldığında, hadiseyi başından beri görmüş olan bir delikanlı onun koluna girerek;
  -Fazla hırpalandınız, dedi. Ağacın gölgesinde biraz oturalım mı?
Yaşlı adam, yorgun bakışlarını yukarıya yöneltip;
  -Benim bu ağacın altında dinlenmeye hakkım yok yavrum, dedi. Ölünceye kadar da olmayacak.
  Delikanlı, söylenenden bir şey anlamamıştı. Meraklı gözlerle kendisine bakarken, onun tekrar hıçkırıklara baoğulduğunu farketti.
   Yaşlı adam, iniltiye benzer bir sesle;
  -Elli yıl kadar önceydi, diye devam etti.Rahmetli babamı, sigara parası almak için bu ağacın altında azarlamıştım. Yani biraz önce evladımın beni dövdüğü yerde.
   Delikanlı ne diyeceğini şaşırmıştı. Ve şimdi bir daha bitkin görünenihtiyarın sakinleşmesini bekledikten sonra, onu arabayla evine bırakmayı teklif etti.
   Adam, titrek adımlarla yoluna koyulurken;
  -Evim, oldukça uzaklarda yavrum, dedi.Ama ben yürüyerek gideceğim oraya. Hem şehir dışındaki kabristana uğrayıp bir Yasin'le öpeceğim babamın ellerinden.

Yorum (1) Yorum yaz!

günahın ilacı

  

                             Günah hastalığının ilacı

        Bâyezîd-i Bistâmî bir gün talebeleriyle giderken delilerin bulunduğu bir tımarhânenin önünden geçiyorlardı. Talebelerinden birisi, orada delilerin tedâvileri için bir şeyler yapmaya çalışan baştabibe yaklaşıp; "Günah hastalığı ile hasta olanlar için bir ilâcınız var mıdır?" diye sordu.
        Baştabib cevap veremeyip susunca, ayağı zincirle bağlı delilerden biri, Bâyezîd'in teveccühü ile şöyle dedi: "O derdin ilâcı şöyledir:

       ''Tövbe kökünü istigfâr yaprağıyla karıştırıp, kalp havanına koyarak, tevhîd tokmağıyla iyice dövmeli. Sonra insaf eleğinden eleyip, gözyaşıyle hamur etmeli. Daha sonra Aşkullah ateşinde pişirip, muhabbet-i Muhammediyye balından katarak, gece gündüz kanâat kaşığıyla yemelidir."

                     

Yorum (yok) Yorum yaz!