Seminere Davetlisiniz

"Beni terk etme namazım"

   Ben unutkanım, cahilim, yanılanım…..


   Ne olur sen bırakma beni, terk etme, İbrahim a.s, Musa

 a.s' ı terk etmediğin gibi…

   Nefsim ve şeytan uzaklaştırmaya çalıştıkça seni benden,

sen daha da çok yaklaş bana, izin verme seni bırakmama…


   Arkadaşım ol, canım ol, dostum ol…

   Eyy dosta ulaştıran,

   Sevgiliye götüren aracısız, araçsız Yaradan'a götüren…


   Sessiz feryatlarımın içinde boğulmama izin verme, ben

acizim unutuyorum, sen hatırlat bana Yaratıcının varlığını, sıkılmışlığımın, horlanmışlığımın, çaresizliğimin, bataklığa düşüşümün tam ortasında yakala kollarımdan izin verme düşmeme…


   Ne olur terk etme beni…


   Mahcupluğum, günahkar oluşumdan faydalanıp iş başında

olan şeytana, esir olmama izin verme…Senden başkasına

Yârim dedirtme…


   Mahrum bırakma, beni senden, ben gidecekken sen tut

beni…


   Gözümün nuru, gönlümün ışığı, sevdalım, beş vakitte

Cebrail a.s, Peygamberim ve Rabbimin konuşmasını

hatırlatanım.

   Örtüme bürünüp uyumama izin verme gündüze en yakın

olan o anda… Beş dakika daha uyumama izin verme, gecenin

en bereketli o anında şeytana yoldaş olmama izin verme,  

çünkü ben bir daha hiç o günde olmayacağım, gitmiş olacak giden…


   Zayıfım, acizim, unutkanım, yanılırım, biçareyim, NE OLUR

TERK ETME BENİ!!!


Gözyaşları mı barındır sularında, vuslatım ol her seferinde…

Sular gibi çağlasın yüreceğim beni her çağırışında…Alemlerin Rabbine kavuşturacağın her anda, koşar adımlarla geleyim

sana…


Elimin tersiyle itekleyeyim tüm dünya telaşını, arkamda bırakayım... 'ALLAHU EKBER' derken… Rabbim, "bu bel bir tek senin huzurunda bükülür" diyeyim seninle birlikte, bu alnım bir

tek Sen'in huzurunda yere değer diyeyim…


   Sen çağırdın… Ben geldim…. Huzura diyeyim. "Seninle

 birlikte gözümün nuru'


Arkadaş sohbetleri için seni kaçırmama izin verme…

Alışveriş

telaşı yüzünden senden uzaklaşmama izin verme… 

   Dünya'nın en tatlı geldiği anlarda, UNUTTURMA BANA

KENDİNİ… Peygamberim ve dostları dizleri şişene kadar

kılardı Seni… Bizler seni dizi keyfi için unutuyoruz…

Eriniyoruz….


Eyy hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyan, unutmaya ve

gaflete düşmeye müsait bir yaratığım ben…Hayatımın

gerçek amacını unutturma bana… Rabbimle aramdaki o

güçlü maneviyatın köprüsü, nefsime uyduğum anlarda,

seni unutup dünyamın zindan olmasına izin verme…


   Koylarına her gelişimde Rabbimin heybetini, azametini

hissettir bana… Hani Hz. İsa diyor ya! : "Şüphesiz ben

Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni peygamber

kıldı." Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve 

hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı emretti" (Meryem Suresi, 30-31)


   Ve İbrahim a.s: "Rabbim, beni namazımda sürekli kıl"

(İbrahim Suresi, 40)

(Rabbim bizi de sende sürekli kılsın inşallah…AMİN )

   Ben çabuk bıkarım, ağır gelebilirsin bazen bana… İstemesem

de seni, sen iste beni, arkanı dönüp gitme sakın… Sıkıya

gelemem bilirsin… Uykumun en tatlı anında, sohbetin en koyu

anında geldiğinde olur bana, işte o anlarda, yaa kazaya bırakırsın

ne olacak diyen şeytana inat



TUT VE SALLA BENİ…

NE OLUR BIRAKMA LANETLENMİŞ OLANA

AL VE GÖTÜR BENİ YARATANA

BAZEN AŞK İLE

BAZEN ERİNEREK

BAZEN SÜRÜKLEYEREK

BAZEN KOŞARAK

AMA GÖTÜR NASIL OLURSA OLSUN GÖTÜR BENİ

BENİ BIRAKMA, NE OLUR TERKETME BENİ...

   "Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan

yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak

sabredenlerle beraberdir." (Bakara-153)



   Rabbim hepimizi bir seccade boyu namazlardan korusun

inşallah. Dosdoğru namazını kılanlardan olmak duası ile

  


Gençlik seminerlerine

ÖZEL  DAVETLİSİNİZ

 

 

PEYGAMBER EFENDİMİZ

Hz. MUHAMMED (sav)

ve NAMAZ

AbdulMetin Balkanlıoğlu

3 Mayıs 2008 cumartesi

saat: 18.00-20.00

YER

                 

İnsan ve Medeniyet Hareketi

İstanbul Salonu

Nişanca Mah. Otakçılar Cad.

No: 15/3

Eyüp - İstanbul

Tlf: 0212 501 31 71

özel davetlisiniz arkadaşlarınızla birlikte bekliyoruz...

buluşmak dileği ile...




Bu Yazıyı Mail Yolu İle Lütfen Herkese Ulaştırınız ...Olaki Bu

Güzel Dinin Güzelliklerinden Faydalan Birisi Çıkar Bizim vesilemiz

 İle....

Yorum (yok) Yorum yaz!

HEPATİT A NEDİR ?

      

                        HEPATİT A  İHMALE   GELMEZ! 

      Hepatit A son derece bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Halk arasında sarılık adıyla bilinir. Hepatit A karaciğeri tutar ve hastalığa neden olur. Hepatit A virüsünün vücuda girdikten sonraki 2-6 hafta kuluçka süresidir.

      Her yıl dünyada 1.4 milyon kişi Hepatit A hastalığına yakalanmaktadır. Hepatit A tifo’dan 10 ile 100 kat, kolera’dan 1000 kat daha sık görülmektedir. Zaman zaman salgınlara yol açarak çok sayıda insanı etkilemektedir.

       HEPATİT A NASIL BULAŞIR ?   

      Hepatit A virüsü oral-fekal yolla, kişiler arası temasla, virüs bulaşmış su veya bu suda yıkanmış yiyeceklerle bulaşır. Çiğ veya az pişmiş yiyeceklerden de bulaşır.

(örn./ salata, soyulmamış meyve, deniz mahsüleri gibi)

     HEPATİT A BELİRTİLERİ NELERDİR?

     Hepatit A hastalığına yakalanan kişilerde aşağıdaki belirtiler görülür.

-Grip benzeri belirtiler (ateş, titreme, bazen diyare, halsizlik gibi)

-İştahsızlık

-Bulantı

-Sarılık (gözlerin ve derinin sararması)

-İdrarın renginin koyulaşması (demli çay rengi)

-Dışkı renginin açılması

-Karın ağrısı

-Yorgunluk

      Bu belirtilerin hepsi aynı anda olabileceği gibi hiçbiri de görülmeden sessiz olarak hastalık ortaya çıkabilir. Hastanın yaşı arttıkça hastalık daha ağır seyreder. Küçük çocuklarda hiçbir belirti görülmeyebilir. Hepatit A genellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzun süreli ya da kötüleşerek tekrarlayan semptomlar olabilir.Hastalık süresince çok uzun süre yatakta kalınması ve buna bağlı olarak işgücü kaybında artış söz konusudur. Tam düzelme 6 ay kadar sürebilir. Çok nadir olarak %0.1-6.9 ‘unda Fulminant hepatit (Çok ağır bir karaciğer hastalığıdır) gelişebilir.

       HEPATİT A 'DAN NASIL KORUNULUR ?

    -Temizliğinden emin olunmayan musluk suyunu içmeyin ve bu sudan oluşan buzu kullanmayın. Aynı tehlike bu su ile diş fırçalarken de söz konusu olabilir.

     -Soyulmamış meyvelerin, salataların, haşlanmamış sebzelerin yıkanmadan yenmemesi ve çiğ deniz mahsüllerinden (istiridye, midye vs.) sakınılması gerekir. Sokaklarda temizlik kurallarına dikkat edilmeden hazırlanmış yiyecek ve içeceklerin yenilmemesi gerekir. Tüm bu önlemlere rağmen Hepatit A riski altında olabilirsiniz. Hepatit A ‘dan korunmanın en güvenli yolu aşılanmaktır.

              

     Bu konuyu açmamın sebebi benim oğlumda bu hastalığa yakalanmış şu anda iyileşmeye çalışıyor.Bu hastalık hakkında araştırma yaptım  fikir edinmeye çalıştım bunuda sizlerle paylaşmak istedim.

     Tedavisi de yatak istirahati ,ağır yiyeceklerden(kızartmalar,baharatlılar gibi karaciğeri yorucu yiyeceklerden) kaçınma ve hijyen.

Yorum (yok) Yorum yaz!

SAĞLIĞIMIN ZEKATI

                                    HASTA ZİYARETİ

    Saglik da hastalikda insanlar icin birer imtihan vesilesidir. Geleneksel kulturumuzdeki yaygin bir kanaate gore insanlar hasta olmadikca sagliklarinin kiymetini bilmemektedirler. Kaza ve kadere inanan her muminin hastaliklara karsi tevekkul gostermesi ve Allah a teslim olmasi gerekmektedir. Allah in her hastaligin sifasini yarattigi da unutulmamalidir. Peygamber s.a.s. efendimiz hastlari ziyaret ve cenazeleri de takip etmenin ahireti hatrilatacagini soylemistir. Resulullah s.a.s efendimiz hastalari ziyaret ettiginde elini hastanin alnina koyar hastanin elini kendi eli icine alir ve sefkatle hatirini sorar: " gecmis olsun, insaAllah hastaligin gunahlarini temizler." buyururdu ve dua ederdi. Buhari, tevhid 31.
    Allah c.c kullarını en iyi tanıdığı için; habibine bunu bildirmiştir.Kullarının hastayken ne kadar duygusal olduğunu, şefkate, sevgiye ne kadar ihtiyacı olduğunu ondan başkası bilemez.Ve böyle bir durumda hastanın gözü kapıda olur.Kulağı seste olur, birilerini bekler devamlı halini hatrını soracak, konuşacak, dertleşecek...
      Hastanin metanetini saglam tutmasi acisindan Kuranda buyuruldugu gibi:"De ki: sizin icin belirlenen bir gun vardir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, nede ileri gecebilirsiniz." Sebe suresi 30. 
     Hasta ziyareti insani duygulardan biridir. Ziyaretci hastayi yalniz olmadigina inandirmali, ona moral ve yasama sevinci vermelidir. Unutmamaliyizki, yarin biz de hasta olabilir ve bizi ziyaret edecek dostlarimizin yolunu gozler hale dusebiliriz.
      O yuzden dost kazanmak degil dosta sahip cikmak cok onemlidir.

“İyi kalpli sağır adam, bir gün komşusunun hasta olduğunu öğrenir. Kendi kendine:
- Komşum hastalanmış. Onun ziyaretini yapmam, hal hatır sormam lazım. Ama ben sağır bir adamım, o da hasta, sesi çıkmaz. Zaten hastaya mâlum şeyler sorulur, mâlum cevaplar alınır. Ben nasılsınız diyeceğim, o iyiyim, teşekkür ederim, diyecek.... Ne yiyorsun desem, elbet bir yemek ismi söyleyecek, ben de afiyet olsun derim. Doktorlardan kim geliyor, diye sorarsam, bir doktor adı verecek. Ben de iyi doktordur derim, olur biter, diye düşünür. Hastayı
 ziyarete gider başucuna oturur.

- Nasılsınız? diye hal, hatır sorar. Hasta inleyerek:
- Ölüyorum! diye cevap verince sağır adam:
- Oh oh, çok memnun oldum, diye karşılık verir. Hasta:
- Bu ne demek, adam ölümüme memnun oluyorum diyor, diye kızar. Sağır tekrar sorar:
- Ne yiyip, ne içiyorsun? Hasta kızgınlıkla:
- Zehir!  der. Sağır onun bir yemek ismi söylediğini sanarak:
- Afiyet olsun! diye karşılık verir. Hasta büsbütün çileden çıkmıştır. Sağır adam sormaya devam eder:
- Tedavi için doktorlardan kim geliyor? Hasta.
- Hadi be defol!.. Azrail geliyor, diye cevap verir. Sağır:
- Çok bilgin, tecrübeli bir doktor. İnşaallah yakında bir çaresini bulur,  deyince hasta dayanamaz:
- Kahrol!...diye bağırır. Sağır ise komşuluk hakkını yerine getirdiği için  çok memnun ayrılır.


     Mevlana bize şunu anlatmak istiyor: Sağırın yaptığı bu kıyas yüzünden on yıllık dostu ve hal-hatır sorması hiç olup gitti. Senin duygu kulağın sığırsa, gönül kulağın açık olmalı. Gönül kulağı, her şeyi duyar, işitir

     Ziyaretler güzeldir, iyidir, hasta ziyaretleri daha da güzeldir. Çünkü ziyaretler, hastalara moral verir, sevgi ve dostluğu pekiştirir. Allah'ın rızasına vesile olur. İnsana sevap kazandırır. Bu sebeple hastaları unutmayalım, onları garip bırakmayalım. Mutlaka ziyaret edelim. İhtiyaçları varsa yardım edelim. Bu, insani ve İslâmî bir görevdir. Habib-i Ekrem (sas) hastaları ziyaret ederdi 
      Peygamberimiz hasta ziyaretine önem verirdi. Sahabe-i Kiram’ın büyük küçük hepsiyle ilgilenir, durumlarını sorar ve hasta olanları ziyaret ederdi. Hasta ziyaretinde kadın, erkek ve çocuk ayrımı yapmazdı. 
      Hz. Peygamber (sas) hastalandığı zaman torunu Ümame’yi ziyaret etmiş ve gözlerinden yaşlar akmıştı. Ağlamasını yadırgayan bir sahabîye de, “Bu bir rahmettir ki, Allah onu kullarından dilediğinin kalbine koyar. Allah ancak kullarından merhametli olan kimselere merhamet eder.” diye cevap vermiştir. 
      Peygamberimiz’in Müslümanların yanı sıra gayrimüslim hastaları da ziyaret ettiği olurdu. Kendisine hizmet eden bir Yahudi çocuğunu ziyaret etmiş, ondan Müslüman olmasını istemiş, çocuk da Müslüman olmuştur. Peygamberimiz, münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl’ü de hastalandığı zaman ziyarete gitmiştir. 
       Peygamberimiz kendisi hastaları ziyaret ettiği gibi sahabîlere de hasta ziyaretini tavsiye etmiştir. Hasta ziyaretlerinde hastalara dua etmiş ve moral vermiştir. Ümmetine de hasta ziyaretlerinde moral vermeyi tavsiye etmiştir. Bunların yanı sıra hastalardan tedavi olmalarını istemiştir.

Yorum (3) Yorum yaz!