Bir bedduada sen ekle


Sana geliyorum yanlızlıklardan, Yürüdükçe hicran gülüyor gibi; Yüreğimde dağlar yükseldi kardan, Vuslat. ağır ağır ölüyor gibi!
« Önceki ::



Ey Dünya Çekil Yolumdan!
Bütün cazibenle, haşmetinle, nefsime hoş gelen güzelliğinle karşıma geçmiş, beni kendine çağırıyorsun. "Bana gel, bana bak, beni sev" diyorsun. Halbuki, ben ruhlar âleminden yola çıkmış, senin bağrına inmiş, oradan da bir süre oyalandıktan sonra ebed tarafına doğru gidecek olan bir yolcuyum.Sen ise, yolumun üzerindeki bir konaklama yerisin. Bir misafirhanesin. Ama insanları oyalamak için o kadar çok çeşitli ve çok güzel oyuncakların var ki, gafil kalpler bunların gerçek ve ebedi olduğunu düşünerek bütün sevgilerini seni sevmek için kullanıyorlar. Yolculuğun diğer etaplarını unutup, senin yanında ebedi kalacaklarmış gibi yaşıyorlar. Sen de sahte bir sevgi ile onları bağrına basıyorsun...
Geçici güzelliklerinle insanları kandırdığını bilen feraset sahibi insanlar sana "Yalan Dünya" demişler. Geçici olduğun için de, "Fani Dünya" diyenler olmuş. Gerçekten de sen de benim gibi fânisin. Yaşın milyarlara varsa da, bir gün gelecek senin de ömrün tükenecek. Seni ısıtan güneş tavanında nurlu bir kandil gibi parlayan ay ve etrafında ışıldayan diğer yıldızlar ve güneşlerle birlikte bir gün sen de yok olacaksın. Yani de benim gibi fânisin. Halbuki benim Üstâdım, " faniyim, fani olanı istemem" diyor. Öyleyse, ben de seni istemiyorum. Ben, bütün duygularımın ebediyen tatmin olacağı ebedi bir âleme yönelmişim. Sahte sevgililerle beni oyalamaya, yolumdan eylemeye çalışma. Ey dünya, çekil yolumdan…
Ne insanlar geldi geçti üzerinden. Firavunları bağrında barındırdın. Senin haşmetli cazibene kapılarak kendilerini tek hâkim güç zannettiler. Gökyüzüne merdiven dayayıp ilâhlık iddiasında bulundular. Ama bir sineğe mağlup olarak göçüp gittiler.
Ne sultanlar geldi geçti üzerinden. Kendilerini saltanatın cazibesine kaptırıp, misafir olduklarını unuttular. Saltanatlarının ebediyyen devam edeceğini zannettiler. Ama görüldü ki, ne sultanlar ölümsüz, ne de saltanatları edebî imiş.
Askerlerinin çokluğuna, hazinelerinin zenginliğine, topraklarının genişliğine bakarak, "Acaba bu devlet yıkılır mı?" diye soranlar olduğu gibi " bu dünya bir padişaha çok, iki padişaha az gelir" diyenler de oldu. Ama onlar da sonunda bir mezarlık paylarına razı olup göçüp gittiler. Geride türkülere ve ağıtlara yansıyan hüzünlü ezgiler bıraktılar. Benim gibi bir âcizin ise, geride bırakacağı hiçbir şeyi bulunmuyor. Aczimden başka sermayem yoktur.
Ey dünya, ömür sermayem, çok az, yapmam gereken lüzumlu işler ise pek çoktur. Bana faydası olmayan, uzun yolculuğumda işime yaramayacak olan ve bana ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramayan meşguliyetlerle beni oyalama.
İşim acele, çekil yolumdan...

Hayat bir askerlik ise olum terhis olmaktir!..
Insan ahiret yolculuguna her zaman hazir olarak yasamalidir. Annesinin basortusu gibi ici disi temiz bir sekilde oteden gelecek daveti beklemeli. Cunku ne zaman "gel" denilecegi belli degil. Oyle ise her zaman temiz durmali, saf kalmali, akil, mantik, kalb, kafa, duygu ve dusunceleri daima berrak tutmali ve gitmeye hazir durmali... Iyi duygu ve dusunce icinde iken gitmeyi elde etmeli. Mesela ; birisinin icinden kendini begenme hissi gecebilir. Iste tam o esnada "gel" derlerse, o zaman insan Allah'in huzuruna bir firavun gibi dusebilir. Omur boyu ibadet u taat icinde yasamis ; ama sonunda kaybetmis birisi gibi dusebilir.. Evet, hazir olmak lazim.. kendini rutbesiz bir nefer gibi gorerek vazife yapma gayreti icinde hazir olmak lazim. Insan, O olmasa hicbir sey ifade etmeyen bir varlik. Oyleyse iddia niye? Varlik O'ndan, her sey O'ndansa iddia niye? Evet, bir hadis-i serifte ifade edildigi gibi, "Men kerihe likâallah, kerihallahu likâeh -Allah'a kavusmaktan hoslanmayan kimseyle Allah da mulâkî olmayi istemez..
Iste, Allah'a kavusmayi arzulama, olume hazir olma demektir; ahirete, hasre, yeniden dirilmeye kat'i inanma ve ebedi saadeti yakalama azm u gayreti icinde bulunma demektir. Samimi bir kulun hali de budur; o oteyi, sevgililer diyari ve ebedi saadet yurdu bilir.. bilir de tertemiz olarak oraya gidip onlara kavusmak icin bu dunyada da hep saf ve duru bir hayat yasayarak yolculuga hazir, otelere mustak bir tavir sergileyerek bekler.
Bediuzzaman gibi kimselerin varligi, baska insanlari toparlayicidir. Sebepleri izzet-i azametine perde yapan Cenâb-i Allah, Bediuzzaman gibi insanlara da bir misyon yuklemistir. Onlarin fikdaninda (yoklugunda) iftiraklar, tereddutler olabilir. Dolayisiyla O'nun gibi bir insanin ahireti istemesi, kendi nefsi adinadir. Burada kalmasi ise, (Efendimiz'in (aleyhissalâtu vesselâm) miractan nuzulu, tekrar aramiza donmesi gibi) dini adina olur. Bundan dolayi hayatina, sagligina dikkat ceker; yasamak icin degil baskalarini yasatmak icin dikkat eder. Oksijen insandir o gibileri. Yoksa Allah'a, Peygamber'e, hasr u nesre inanmis insan icin olum rahmettir. Iste buyuk zevatin olumle alakali endise ifade ediyor gibi gorunen sozlerini, vazife ve misyonlariyla irtibatlandirarak boyle yorumlamamiz icap eder. Cunku onlar davalari icin yasarlar. Dosttan, ahbaptan ayrilma yer yer bir hicran seklinde kendisini hissettirebilir. Zayif bir rivayette, son gunlerinde Resul-u Ekrem'in (aleyhissalâtu vesselâm), ashab-i kiram efendilerimize bakarak duygulandigi anlatiliyor. Dostlardan boylesi bir ayrilik, askere gitme gibidir. Hani anne-baba evlatlarini askere gonderirken aglarlar. Bu da askere gitme gibi muvakkat (gecici) bir ayrilmadir. Sonradan dirilmeye inananlar boyle inanir ; hayati bir askerlik, vefati da bir terhis kabul ederler. Ayrilirken aglayabilirler; fakat bu aglama kavusma sonucludur.
alıntıdır

İlginiz ve dualarınız için Allah(cc) razı olsun.İşte geri döndüm sayılır, sayılır diyorum çünkü hala sağ elimi kullanmakta zorluk çekiyorum ama buraya da birşeyler karalamayı özledim.Hepinize tekrar teşekkür ediyorum ilgilerinizden dolayı.
Selamün Aleyküm ve Rahmatullahi ve Berakatühü
Sağlık sorunları nedeniyle bloğuma bir süre ara vereceğim. Küçük bir ameliyat geçireceğim bileğimden olacağı için elimi bir süre kullanamayacağım. dualarınızdan eksik etmeyin.
Sizleri Rabbime emanet ediyorum.

Gökte zamansızlık hangi noktadan,
Elindeyse yıldız yıldız hecele.
Hüküm yazılıyken kara tahtada,
İnsan yine çare arar ecele!
Gençlik gelip geçti....Birgünlük süstü,
Nefsim doymamaktan dünyaya küstü.
Eser darmadağın, emek yüzüstü,
Toplayın eşyamı, işim acele!
Ticaretin tüm ziyan! diye ses rüyada;
Mezarına birlikte gelecek şeyi kazan!
Seni gözleyen eşya, bit pazarı dünyada,
Patiska kefen,çürük teneşir. isli kazan..
Minarede ''ölü var!'' diye bir acı sela....
Er kişi niyetine saf saf namaz..Ne ala!
Böyledir de ölüme kimse inanmaz hala!
Ne tabutu taşıyan, ne de toprağı kazan....
Necip Fazıl Kısakürek