« Önceki ::

Engeller bir fırsattır

                    HER ENGEL BİR FIRSAT
   Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu.Bakalım neler olacaktı?..
  Ülkenin en zenginleri, en güçlü kervanları, saray görevlileri birer birer geldiler...Sabahtan öğlene kadar...
   Hepsi, kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.Pek çoğu da;''Halkından bu kadar vergi aldığı halde saraya yollarını temiz tutamıyor''diye yüksek sesle kralı eleştirdi.
   Sonunda bir köylü çıkageldi saraya; meyve ve sebze getiriyordu.Yoldaki engeli görünce sırtındaki küfeyi yere indirdi ve olanca gücüyle itmeye başladı.
   Sonunda kan ter içinde kalmış ama büyük engeli de yolun kenarına çekmiş oldu.Tam küfesini sırtına almak üzereydi ki kayanın eski yerinde bir kesenin olduğunu gördü...
   Açtı, kese altın doluydu.Bir de kralın notu vardı içinde;
-''Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.'' diyordu kral...
   Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
''Her engel, hayat şartlarımızı daha da iyileştirecek bir fırsattır...''

Yorum (yok) Yorum yaz!

bunda da bir hayır var

                       Bunda da Bir Hayır Var

      Bir zamanlar Afrika daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.
       Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:
-Bunda da bir hayır var!
       Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu.
       Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:
-Bunda da bir hayır var!
      Kral acı ve öfkeyle bağırdı:
-Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu? Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.
      Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyünz meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar.
      Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.
      Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.
-Haklıymışsın! dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü birşeydi.
-Hayır, diye karşılık verdi arkadaşı. Bunda da bir hayır var.
-Ne diyorsun Allah aşkına?diye hayretle bağırdı kral. Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir?
-Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene.
       Herşey de Allah(cc)'a tevekkül etmek ne güzel insan huzur buluyor.

       Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayattan lezzet alır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

düşünelim!!

                                            ŞEYTAN
   Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış...Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş;
    ''Allah'ım bie verdiklerin için sana şükürler olsun.''
   Ve ardından her seferinde yan komşusunun sesi duyulurmuş;
     ''Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!!''
    Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş, öteki komşusu da inadından her sabah öyle bağırırmış...Neyse, bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış...Markete gidip bir sürü meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş, yaşlı teyzenin kapsının önüne bırakmış.
     Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış:
      ''Sana şükürler olsun Allah'ım, bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!!!''
    Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:
       ''Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!! O yiyecekleri ben aldııım!!!'' Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:
        ''Yüce Allah'ım sana ne kadar şükretsem azdır!!! Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!''

Yorum (1) Yorum yaz!

SEVGİ KAYNAĞIMISIN?

    

      Bir baba ile kızı dertleşiyormuş. Kız babasına, çok sıkıntı çektiğinden, sorunlarla baş edemediğinden bahsetmiş. Babası kızını dinlemiş, dinlemiş ve

     -Gel, sana bir şey göstereceğim! diye kızını mutfağa götürmüş.

     Ünlü bir aşçı olan baba, ocağa üç tane eşit büyüklükte kap koymuş, üçüne de eşit su koymuş ve üçünün de altını aynı miktarda yakmış. Ve birinci kaba bir havuç, diğerine bir adet yumurta, diğerine ise bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koymuş. Ve her üçünü de tam 20 dakika pişirmiş. Daha sonra ateşi kesmiş. Sonra masaya 2 tane tabak bir tane de boş bardak koymuş.

    İlk önce haşlanmış havucu alıp bir tabağa koymuş. Sonra pişmiş yumurtayı diğer tabağa koymuş. Sonra da suya iyice sinmiş ve tam kıvamında kahve görüntüsü olan kahveyi de alıp bir bardağa boşalttıktan sonra kızına dönerek
    -Kızım ne görüyorsun? Kızı

    -Havuç, yumurta ve kahve.

     Kızını masaya iyice yaklaştıran baba bunlara daha yakından bakmasını istemiş. Kızının şaşkınlığını gören baba, anlatmasına devam etmiş:

    -Havuç haşlandığı için yumuşak bir hal aldı. Yumurta, artık pişmekten içi katılaşmış sert bir hale geldi. Kahve ise, (bir yudum alarak) harika olmuş. Tadı da çok hoş. Kız, iyice şaşırarak, 
    -Baba, bunu bana niçin gösteriyorsun? diye sormuş.

    -Bak demiş babası,

    -Hepsi aynı şekil kapta, aynı sıcaklıkta, aynı dakika pişti. Fakat hepsi bu etkiye farklı tepki verdiler. Havuç ilk başta sertti, güçlü idi; ama kaynatılınca yumuşadı, güçsüzleşti, çözüldü. Yumurta çok kırılgandı, hafifçe dokunsan çatlayabilirdi; ama kaynatılınca içi sertleşti, hatta katılaştı. Bir avuç çekilmemiş kahve ise yine sertti, hepsi birbirine benziyordu. Fakat ısıtılınca ne oldu; bu kahve çekirdekleri, ısındılar, gevşediler ve içinde oldukları suya yayıldılar. Koku yaydılar, tad yaydılar ve suyu “eşsiz tad”da bir kahveye çevirdiler. Ve kızına,

    -Kızım sen hangisisin? diye sormuş adam.

    -Zorluklarla karşılaştığın zaman nasıl tepki gösteriyorsun? Havuç gibi sıkıntılara, problemlere  rastgelince çözülüyor musun?benliğini koruyamıyor musun? Yoksa yumurta gibi katılaşıyor, başta kendin olmak üzere kimseye faydan dokunmuyor mu? Yoksa sen kahve misin? Kendini bitirmek uğruna, kendini ateşe atma pahasına diğer insanlara mutluluk veren, huzur veren, ağızlarına lezzet veren bir sevgi kaynağı mısın? Karar ver yavrucuğum ve bence sen bir kahve ol hayatta. Kahve bulunduğu çevreyi değiştirir, mutluluk soluklarını etrafına yayar.

    -Başkalarının yaşaması uğruna kendini feda et ve bundan sonsuz mutluluk duy...
                                       Peki dostlar biz hangisiyiz acaba?

 

    

Yorum (1) Yorum yaz!

Biraz da gülelim, ama düşünelim de!

                     OLAY  BUDUR

    Gelin kaynana karşı karşıya oturmuşlar.
Kaynana ;
-Gelin sen daha yenisin birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak anlayalım demiş.
Gelinde ;
-Tabi anne konuşalım demiş.
Kaynana başlamış anlatmaya.
-Aman kızım benim üç halim vardır dikkat et. saçıma gül takmışsam;neşeli olurum. her yola gelirim..Kulağımın arkasına gül takmışsam havamda olmam. çok ısrarcı olma..Eğer ki yakama gül takmışsam sakın etrafımda dolaşma çok sinirli olurum.
    Gelin kaynana lafını bitirince başlamış lafa;
-Anne benim halim malim yoktur. bacak bacak üstüne atarım,sigaramı yakarım,sen gülü nerene takarsan tak ben keyfime bakarım.

                            

PSİKOLOG ÖNERİLERİ
Psikologların, gelin-kaynana çekişmesini önlemek için gelinlere tavsiyeleri şöyle:
* Gelinler, kendilerinin de bir gün kaynana olacaklarını hiç akıllarından çıkarmamalıdır.
* Kayınvalidesine sevgi ve saygıda kusur etmemelidir. Çünkü o sevdiği insan olan eşinin annesidir.
* Kayınvalidesinin bazı ters laflarını kendi aleyhinde yorumlamamalıdır.
* Arada yaş ve nesil farkı olduğunu düşünerek kayınvalidesinin istek ve davranışlarını hoş görmelidir.
* Kayınvalidesi ile iyi geçindiğinde kocasıyla arasının da daha iyiolacağını bilmelidir.
* Kayınvalidesini bayramlarda, kandillerde arayarak gönlünü almalıdır.
* Kocasının sık sık anne ve babasını görmek istemesinden rahatsızlık duymamalıdır.
* Kayınvalide ve kayınpedere karşı kırıcı, iğneleyici, hoş olmayan sözler söylememeli, onları hoşnut etmelidir.
* Kayınvalideler oğullarını kıskanır. Gelinler bunu sezmeli ama yumuşaklıkla bu işin üstesinden gelmelidir.
* Gelinler kocalarını kayınvalidelerine karşı kışkırtmamalıdır.

                      

  

                              NOSTALJİ

    Meşhur bir artist ölüp mezara konulduğunda, melekler onu namaz niyazdan önce filmlerinden sorguya çekmiş ve ellerindeki tarifeye bakarak elli yıl boyunca dayaga mahkum etmişler.
    Adam da suçunu bildiği için boynunu büküp yemiş dayağı.Ceza tamamlandığında "biraz nefes alayım" derken, aynı melekler gelip elli yıl daha dayak yemesi gerektiğini söylemezler mi?
Adam mızıldanarak:
- Yahu mübarekler,  demiş. Hayatta sadece bir film yaptım.
O da milleti ifsad edici bir rol oldugu için elli yıl dayak yedim. Bu ikincisi de ne oluyor ki?
Meleklerden biri:
- Bizde hiç kabahat yok, demiş.
"Nostalji haftası" münasebetiyle dün senin filmini tekrar oynattılar da!!

                        

     Unutmayalım ki her yaptığımızın bir sorgusu vardır.Önemli olan bir şeyleri yapmak değil, geriye bıraktıklarımızın hayırlı işlere vesile olmasıdır

Yorum (1) Yorum yaz!

okyanus yürekler

   Su, kendine sırdaş arıyordu. Önce buluta verdi sırrını.Ağır geldi sır buluta. Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını. Sonra göle gitti su. Ona anlattı derdini. Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için, zaman zaman taşıyordu göl ve çıkıyordu suyun sırrı iyice açığa .Sonra nehre verdi su sırrını. Nehir de aldı suyun sırrını çekti gitti.dereye verdi. Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze...
   Çağlayanlar, şelaleler,akarsular. .. Hepsi kayboluyordu bir anda.Sonra bir gün su takip etti dereyi. Dereye okyanusa kavuşunca farketti su, bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla... okyanusa taşındığını.Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti. Öyle de yaptı zaten. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu....
   Geçenlerde karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu.Çok uğraştım konuşturamadım.Ben tam giderken '' Dur !'' dedi su.Durdum!  

  -Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar,utandırırlar...'' dedi.
   Çevrenizde hep "okyanus yürekli" dostlarınızın  olması dileğimle…

.

    Bu yazıyı bir kardeşim yollamıştı bana çok güzel değil mi?Kendisi şimdi askere gidecek bende ona nacizane yazdığım şu dizeleri hediye ediyorum.Kabul et kardeşim.

ASKER KARDEŞİME
Analar üç şeye kına yıkarmış;
Kurban edilecek koça, Allaha kurban olsun diye,
Evlenecek kıza, kocasına kurban olsun diye,
Asker gidecek oğula, vatana  kurban olsun diye,
Güle güle git, güle güle gel kardeşim!

 

Bu mübarek görev sırası senin artık,
Hakkıyla yap görevini, hakka kul olarak koru,
Ananı, bacını, vatanını, maneviyatımızı,
Rabbime emanet ettik seni.
Güle güle git, güle güle gel kardeşim!

 

Unutma arkanda seni bekleyenlerin var.
Dört gözle yolunu gözleyenlerin sevenlerin.
Yalnız değilsin! Duası yanında sevdiklerinin.
Ben manevi ablanın bu dizelerini kabul et.
Güle güle git, güle güle gel kardeşim!

              oldwomen

Yorum (2) Yorum yaz!