« Önceki ::

bayramınız mübarek olsun



Ne mutlu bayramı idrak edebilenlere…!

Ne mutlu İsmaillere…!
Ve ne mutlu ‘Hak yoluna canımı kurban eylerem’ diyebilenlere

İyi Bayramlar

Yorum (3) Yorum yaz!

Kurban olun!



Kurban olun! 
 

Kurbanı açıklamak için tek başına akıl yetmez. Aşk gerek, aşk. Kurban akılla değil aşkla açıklanır.

Göğsünde yürek yerine taş taşıyanlar nasıl anlasınlar kurbanı? Koca bir ömrü yemekhane, yatakhane, abdesane, işhane arasında, hayatın bundan öte, daha yüce bir anlamı olduğunu fark etmeden geçirenler nasıl anlasınlar kurban eden İbrahim’i, kurban olan İsmail’i?


Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar, “Halilullah” ( sevgilisi) olan İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar? “Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar, “sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?


Bakınız etrafınıza; kurban olmayan birini görebilir misiniz? Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır. Dünyaya, paraya, makama, mala, şöhrete, alkışa, servete kurban olmak ve kurban etmek için kuyruğa girenlerin haline bakın.


Bakmayın siz “Ben hiçbir şeye kurban olmam!”  diye iddialı konuşanlara; aslında onlar benliklerine ve bencilliklerine kurban olmuş birer zavallıdan başka bir şey değildirler.

Onların gerçekte hiçbir şeyleri yoktur ki “adayabilsinler”. İçgüdüleri, ayartıcı özbenlikleri, sevgi adını koydukları tutkuları, aşk adını verdikleri libidoları, servetleri, makamları, şöhretleri, malları onların sahibidirler, efendisidirler.



Köle efendisini nasıl azat eder?


Ya adar ve adanırsınız ya da harcar ve harcanırsınız.


Üçüncü bir şıkkı yok mu?


Yok, bence yok. Baksanıza etrafınıza: En yüce sermayesi olan hayatlarını kendilerinden aşağı değerdeki şeyler uğruna hovardaca harcayanların haddi hesabı yok.
İşte İbrahim ve İsmail, insanın adi şeyler uğruna harcanmaması için en yüce değer uğruna adamanın ve adanmanın yolunu gösterdi. Kurbanın sembolize ettiği derin hakikat budur.

Bu hakikati anlamayan için kurban bir “hayvan”, kurban bayramı da “et festivali”dir.
Adayacağı ve adanacağı gerçek kapıyı bilenleri kimse daha aşağı bir değer uğruna harcayamaz, kullanamaz, kurban edemez.


Hangi ateş imanı yakabilir ki?


Hz. İbrahim önce canla sınandı, sonra cananla.
Can sınavını ateşte verdi. Yanmadı, çünkü iman yanmazdı. Aşkını imana, imanını hayata dönüştürmüş birini yakacak ateş bulunabilir miydi; tıpkı bir gönül erinin dediği gibi:
Eğer âşık isen yare
Sakın aldanma ağyare
Düş İbrahim gibi nare
Bu gülşende yanar olmaz

Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur. İbrahimi bir aşka talip olursanız, aşkınızın ateşi Nemrutların yaktığı ateşi söndürecektir, hiç kuşkunuz olmasın.

Dört bin yıllık süreç?

Yarın arife. Milyonlar bir sesin çağrısına uyup Mekke’de Arafat tepesine koşacaklar. Dünyanın dört bir yanından, beyaz, siyah, kızıl, sarı derili milyonlar. Asyalı, Afrikalı, Avrupalı, Amerikalı milyonlar.


Bu ses İbrahim’in dört bin yıl öteden gök kubbeye saldığı bir ses. Nemrud’un ütopyasına benzemez bu; tam dört bin yıllık yaşanan canlı bir süreç.


“Lebbeyk Allahumme lebbeyk!” diye yüreklerini dua makamında İbrahim’in, İsmail’in, hicretin gelini Hacer’in korosuna katan milyonlar, bu sürecin her şeye rağmen süreceğini muştuluyorlar.


Gök kubbede baki kalan işte bu sadadır.


Bu imanın sadasıdır.


Siz de katın sesinizi bu ilahi koroya. Unutmayın; adak değerini adandığı kapıdan alır. O’nun kapısı en yüce kapıdır ve bir tek O’dur insana gerçek değerini bahşeden. Yalnızca O’dur kendisine teslim olan insanı istismar etmeyen.


O halde halde haydi hep bir ağızdan ses katın İbrahim’in gök kubbede yankılanan sesinin yanına:



“Lebbeyk Allahumme lebbeyk: Buyur ’ım emrine amadeyim!”
 

Mustafa İslamoğlu

Yorum (1) Yorum yaz!

İBRAHİMİ BİR BAYRAM DÜŞLERDİM



İBRAHİMİ BİR BAYRAM DÜŞLERDİM

Bir bayram düşlerdim; ümmetçe başımız dik yaşadığımız, sevincimizin kursağımıza düğümlenmediği, yediğimiz lokmaların boğazımızda kalmadığı bir bayram.

Bir bayram düşlerdim; İslam ümmetinin mazlum çocuklarının zamanın ırmağında akan bir süprüntü gibi değil, zaman ırmağının yatağını belirleyen, kıyılarını gürül gürül akan sularıyla döverek verimli kılan bir nehre benzediği bir bayram. Pasif nesne değil; aktif özne olduğu, kendisini öldürmek için gelenlerin kendisinde dirileceği kadar temsil kabiliyetine sahip olduğu bir bayram.

Bir bayram düşlerdim; yaralı ve bin bir pareli coğrafyamızın her yanından gürül gürül kanın gitmediği, topraklarını ahlaksızların,  düzenbazların, madrabazların, hilekarların, mülhitlerin, müfritlerin, ifritlerin, kirletmediği bir bayram.

Aksine, dinde kardeşleri olmasa da insanlıkta eşleri olan dünyanın farklı dinlerine, kavimlerine, coğrafyalarına, milletlerine mensup mazlum, mağdur ve muhtaçlarının yarasını sarmak, yüreğini onarmak, onlara müşfik bir ana eli olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram. İmanından kaynaklanan şefkat ve merhametinin; her bir mazlum, mağdur ve mahruma ulaştığı bir bayram.

Aynı imanı paylaşan, aynı kıbleye yönelen bir buçuk milyar üyesinin aynı imkanı da paylaşabildiği, mutluluk sakası gibi insanlığa yürek dolusu saadet taşıyan,insanlığın ihya olduğu bir bayram .

Bir ümmet düşlerim; bir organına, hatta bir hücresine yönelmiş bir tehdidi tüm varlığına yönelik bir tehdit gibi algılayacak kadar kendinde ve canlı, ayağına diken batsa onun acısını her tarafından duyabilecek kadar bilinçli, kendi varlığına yönelik bir tehdide anında tepki verecek kadar hassas bir sinir sistemine sahip, bedeni oluşturan her bir hücrenin kendi yerine razı olup, rolünü en iyi oynamak için irade sergilediği, fertleri silik, düz, sıradan, edilgen ve mekanik bir 'birey' değil, farklı; fakat farklılığı bir orkestrayı oluşturan enstrümanların farklılığı gibi zenginliğe dönüştüren, sıradan ve düz bir tip olmaya razı olmayan,  kendisiyle, Rabbiyle, çevresiyle, toplumla ve doğayla barışık, bilişik, tanışık şahsiyetlerden oluşan bir ümmet.

Bir şahsiyet düşlerim; 'muvahhid şahsiyet' olma kıvamına eren, yalnızca kafa gözüyle değil, yürek gözüyle de bakıp, onunla gören, kendini yalnız sözle değil yüzle, gözle, özle ifade edebilecek liyakate eren, vuracağı ve duracağı yeri iyi bilen, bir şahsiyet.

Bir şahsiyet düşlerim; kendi kafasıyla düşünüp, kendi yüreğiyle duyan, kesrette vahdet bulan, ne dostları karşısında kapris yapan, ne düşmanları karşısında aşağılık kompleksine kapılan. Ayaklarının birini hakikatin merkezinde sabit tutarak, diğer ayağıyla tüm dünyayı, hatta tüm evreni dolaşan ve yitik hikmetleri, hakikatleri, cevheri arayıp kendine çeken bir mıknatıs gibi arayıp kendine çeken, "bizden adam olmaz" bedbinliğini alıp "çıkarsa bizden adam çıkar" bencilliğine vuran, bu iki sakat ucu da bir fiskeyle atık düşünceler fosseptiğine yuvarlayıp, adil ve mutedil olmayı bir hayat düsturu bilen bir şahsiyet.

Ve bir bayram düşlerim; hesap gününün sonunda "Ey (sadece ve cennetle) tatmine ulaşan insan; gir kullarımın arasına (çünkü cennetin yolu kulların arasından geçiyor) ve gir cennetime!" muştusunun verildiği bir bayram. Böylesi bayramların arka planında Hz.İbrahim ve onun dört bin yıllık hatırası , soylu mesajları vardır.İşte ondan bir esinti…….

İbrahim, kendisini ciddiye almanın öbür adıydı. Kendisini ciddiye aldığı için, inancını ve inkarını, "evet"ini ve "hayır"ını, kabulünü ve reddini ciddiye aldı. Güneşe, aya ve yıldızlara takılmadı; onları hakikat yürüyüşünde bir işaret taşı olarak kullandı.

Kişinin kendisini ciddiye alması, hayatı ciddiye almasıdır. Hayatın anlamını kavrayamayan ve ona anlam veremeyen; "anlamsız" bir hayatı nasıl ciddiye alsın? Hayatını anlamlandıranın yalnız hayatı değil, düşleri, hülyaları, umutları ve duaları da ciddiye alınmayı hakeder. İşte İbrahim, hayatı ciddiye aldığı için rüyasını, hülyasını, duasını da ciddiye aldı. Kendisini ciddiye alanları da ciddiye alırdı. Bu nedenle İbrahim'in rüyası, hülyası ve duası gökler katında ciddiye alındı; sonucu o ciddiyetle değerlendirildi. Bu ciddiyet, İbrahim'in gök kubbeye saldığı çığlığın 4000 yıl sonra dahi burada/şimdi gibi yankılanmasından anlaşılmıyor mu?

Bayram , kurbanların bayramıdır, kendi öz benliğine yanaşan, onunla buluşan, bilişen, tanışan ve sarışanların, sorumluluk şuuruna ulaşanların bayramıdır. Böylelerinin payına, kurban bayramlarında "et" değil "dert" düşer, elem düşer, ıstırap düşer . Geleceği yeniden inşa edecek olanlar, kırık gönülleri ihya edecek olanlardır. Bayramlar bunun için bulunmaz fırsatlardır. Sabır ipliğini aşk iğnesine geçirip yırtılan umutları dikin.

Toplumun tüm öksüzleri, yetimleri, yoksulları, açları, susuzları sizin doğal müttefikinizdir. Düşünce mağdurlarının yattığı hapishaneler, hastaneler, çocuk yuvaları, huzurevleri, yoksul varoşlar sizden sorulur. Mezardaki ölülerini dahi bayramlarda unutmayacak kadar vefakâr olanların, mağdur, mahkum, mazlum, masum dirilerini unutması düşünülemez.

 İbrahim'e su taşıyanların bayramı zaten mübarektir.Onun için Rabbimiz "Selam olsun İbrahim'e!"  (37:109) diyor ve ilahi selamlara aday çağımızın İbrahimlerine….

Kurban, bu manasıyla yalnızca kulun 'a yaklaşmasını değil, hem kendi öz varlığına, hem de kendini çevreleyen varlıkları yaklaşmasıdır.

Kurban, zımnen "'ım senin varlık için koyduğun hiyerarşiyi bozmayacağım " sözüdür. Kurbana "hayvanlara sevgi ve şefkat gerekçesiyle karşı çıkmak, sevgi ve şefkati zehirlemektir.

Bayramlar. O mutlak bayramlardan bir esinti taşıdığı oranda anlamlıdır. Bayramınız mübarek olsun. Bayramınız bayram olsun. Bayram sizi mübarek etsin.

Selam,Sevgi, Saygı ve Dua İle…
             

Hüseyin GÜLER

Yorum (yok) Yorum yaz!

KURBAN

                                                              KURBAN

       HAC SÛRESİ(34): Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!                
       HAC SÛRESİ(36):kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.                
       SÂFFÂT SÛRESİ(107): Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.                
       FETİH SÛRESİ (2):Onlar, inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah Mekke'ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.                
       KEVSER SÛRESİ(2):O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
 

 

                                           KURBANIN HİKAYESİ
           İlk kurban Hz Ademe dayamaktadır rivayete göre Hz Ademin iki oğlu(Habil ile Kabilden)Allah kendisine kurban adamalarını vahyediyor.Habil hayvanları içinde en besili ve sıhhatli olanı Kabil ise en zayıf olanı Rabbine kurban adıyor. Allah Habilin kurbanını kabul ederken Kabilinkini kabul etmiyor.'Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: "Seni mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de:) "Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder." (MAİDE SURESİ / 27)
İslam Alimleri Kurban kesmeyi Hz İbrahime dayandırmaktadırlar.

                              HZ İBRAHİM VE KURBAN...
      Hz İbrahim Allahın peygamberlerindendi yaşı oldukça ilerlemişti ancak çocuğu yoktu Hz İbrahim Rabbine yalvararak eğer kendisine bir evlat bahşederse onu Rabbi için Kurban edeceğini söyleyerek Rabbine evlat vemesi için dua ediyordu .Kendisinin ve hanımının yaşı oldukca ilelemesine rağmen yüce Allah HZ İbrahime Hz İsmaili bahşetti Hz İsmail büyüyüp buluğ çağına gelince yüce Allah Hz İbrahimde Rabbine verdiği sözü yerine getirmesini istedi. Hz İbrahimde Hz İsmaili Kurban etmek için ıssız bir yere götürdü
    'Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.(SAFFAT SURESİ / 103) tam Hz İbrahim Hz İsmaili Kurban edeceği sırada Cebrail Aleyhisselam yanında bir koçla Hz İbrahimin yanında belirdi 'ey irahim Allah insanı Kurban etmeyi haram kılmıştır onun yerine bu hayvanı kurban et dedi Hz ibrahimde o hayvanı kurban etti işte ilk kurban kesme buradan başlamıştır.

                HZ MUHAMMED DE KURBANI TEŞVİK ETMİŞTİR...
       Ayrıca peygamber efendimizde kurbanı teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur;'Kurbanlar babanız Hz İbrahimin sünnetidir.Her kılında bir sevap vardır.''Kurban kesin ve bununla kalbinizi hoş tutun,çünkü kurbanını kıbleye karşı yatırıp herkim keserse ,onun kanını,boynunu ve yünlerini kıyamet gününde mizanında birer sevap olarak hazır bulur.'
                               KURBANIN HÜKMÜ...
        Kurban farz mıdır? sünnet midir ?yoksa vacip midir.? Kurban vacipdir. vacip(farz gibi kesin olmayan fakat farza yakın bir ibadettir)alimlerin çoğunluvu vacip üzerinde ittifak etmiştir.


                           KİMLER KURBAN KESER?...
      Kurban kesebilmek için birinci şart Müslüman olmak ,Hür olmak ,Mukim olmak,(yani misafir olmamak) Fitre verecek kadar zengin olmak yani kişinin oturduğu ev,bu evdeki zaruri eşyalar,binek vasıtaları,mesleği icabı sahip olunması gereken malzeme ve alet dışında kalan(96gıram altın veya 640gıram gümüş tutarı mala sahip olan kişi kurban keser
                             NELER KURBAN OLUR?...
        Sığır ,Deve ,Manda,Koyun, Keçi ,Koç yani büyük baş hayvanlar kurban olur. Bunlardan Koyun,Keçi ,Koç bir kişi için ;Manda ,Sığır ve Deve yedi kişi için kurban edilir
                          NELERDEN KURBAN OLMAZ?...
       Hindi, Tavuk,Horoz vb gibi hayvanlar ile av hayvanlarıda kurban olmaz ayrıca kurban edilecek Sığır ,Deve,Manda ,Koyun ,Koç,Keçi de gözlerinin biri yada ikisi kör olan,aşırı zayıf olan,yürüyemeyecek kadar topal olan,kulağını yada
 kuyruğunun tamamı kopmuş ya da yarıdan fazlası kesik olan,dişlerinin çoğu düşmüş olan,memelerinin başları kopmuş olan,boynuzunun biri veya her ikisi kökünden kopmuş olan hayvanlardanda kurban olmaz
                           KURBAN NEZAMAN KESİLİR?...
     Kurban kurban bayramını 1.2.3. ve 4. günü kesilir dördüncü günü ikindi vakti kurban işlemi son bulur .En evla olan 1.gün kesmektir .Ayrıca kurban gündüz vakti kesilmelidir.
                           KURBAN KESME ADABI...
      Kurban kesilirken hayvanın iki ön ve bir arka bacağı birbirine sıkıca bağlanır arka ayaklarında biri bağlanmaz .Hayvan incitilmeden başı kıbleye gelecek şekilde yatırılır ve bilinen bir dua okunup besmele çekilerek boğazlanır.
      Gördüğünüz gibi İslamda Kurban vardır Allah kurbanı emretmekte Hz Peygamberde hadisleriyle kurdanı teşvik etmektedir. Ve kurbanın hükümleride bellidir.Unutmayalım ki her ibadet Allah rızasını kazanmak için yapılır kurbanda bir ibadettir ve Allahı rızasını kazanmak için kesilir.Kurban Müslümanların birlik ve beraberliğini gösteren müminler arasında kaynaşmayı sağlayan bir ibadettir.

                               SELAM VE DUA İLE.

Yorum (2) Yorum yaz!

BIZE NE IFADE EDIYOR?

SAHI BAYRAM BIZE NE IFADE EDIYOR?
 
Yine bir Kurban Bayramini idrak etmek uzere gun sayiyoruz. Her insanin farkli duygu ve dusunceyle karsilayacagi bir bayram.
 
Imani ( imansizligi) olcusunde icini dolduracagi, kendince cizdigi bir cerceveden bakacagi, baktigi yerden de ya ibadet yada adet olarak idrak edecegi ulvî gunler.
 
Yuzyillardir oldugu gibi, bu kurban bayraminda da kutsal ibadete, kavranabildigi olcude farkli yaklasimlar olacak.
 
Cagdas Firavunlar tarafindan; seytanin hiziplerine, kendi oz benliklerine, bunca masum insanin kurban edilmelerine futursuzca seyirci kalan bazilarinin, hayvan haklari savunucusu kesilip carpik merhamet duygulari yine ayaklanacak. Merhametlilerin En Merhamet'lisi olanin emrindeki kurban ilahi hikme tini sezemeyecekler. Dolayisiyla insanlarin topluca soy kirima tabi tutuldugunu muhurlu goz ve yurekleri gormeyip, hissetmeyecek yine. Insan, iman ve din sevmez, hayvan sever bu zumre , hayvanlari kurban olmaktan kurtarmayi dert ve dava edinecekler. Nefsinin kurban edilesi zaaflarini fark edemeden .
 
Hic inanmayanlara sozum yok.Net fikrini ortaya koymus zaten. Sadece, Allah'tan bu insan kardeslerim icin hidayet diliyorum ve diyorum ki; "Golge etmesinler baska ihsan istemez".
 
Esas sozum din kardeslerime;
 
Rabbimizin "Kurban olarak bogazla" emrinin hikmetini kavrayip, Ismail'ini kurban olarak bogazlayanlara. Hayatimizda bizi Allah rizasindan, davasindan, yolundan alikoyan her ne ise onu bu kurbanlik hayvanla beraber yatirip kesebilenlere. Hepimiz kiymetli mizi bu hayvan mesabesinde gorup kesebilecek miyiz acaba?
 
Evet diyorsak; o zaman bayrami da kutlamayi hak ettik demektir.
 
Eger bayrami; et yeme gunu, ahbab-komsu arasinda et degis-tokusu olarak goruyorsak, bayram degil bizim kendimizce icat ettigimiz bir et senligi ,et festivali kabul etmemiz gerekir bu günleri.
 
Kurbanda ki hikmeti kavramis din kardeslerime diyorum ki;
 
Bu arife gunu Hacilarin Arafat'ta marifete erdigi, kendi acziyetini, Rabbinin Yuceligini bildigi gunde;
 
Bizler cismen orada olamasak da ruhen onlarla birlikte olalim. Milyonlarca elin ayni anda duaya kalktigi anda bizlerde ellerimizi Rahim olana,yuzlerimizi Rahman'in vechine cevirelim.
 
Yureklerimizi Rabbimize acip "Ben kulumun bana olan husn-u zanni gibiyim" mujdesiyle tum Islâm aleminin, zulum altindaki mustazaflarinin kurtulusu icin dua edelim.
 
Ey Alemlerin Rabbi olan Allah'im!
 
Bizler gunah isleyip, pisman olup, tevbe etmis, affettigin Adem'in (as) cocuklariyiz.
 
Bizler de gunah isledik, pismaniz, tevbe ediyoruz. Bu tevbelerimizi , pismanliklarimizi Cebel-i Rahme'de atamiz Adem'in tevbesine, duasina ilhak eyle. Milyonlarca haciyla beraber, yeryuzundeki milyarlarca mu'minle beraber makbul dualardan eyle.
 
Bagdat'ta, Kudus'te, Kahire'de, Keşmir'de, Sam'da, Cezayir'de,Cecenista n'da, Ankara'da tum islam yurdunda aglayan cocuklar, inleyen analar, zulum altinda mazlumlar varken bizim gulerek bayram kutlamamiz hakkimiz degil.
 
Inanan, inanmayan tum insanlarin, mahlukatin, nebatatin zulum gormedigi bayram gibi bayramlar kutlamayi nasip, muyesser eyle.
 
Isgale ugramis yureklerimizi imanin karargahi , amellerimizi salih eyle.
 
Dunyadaki bayramin karsiligi olan, ahiret yurdunun ebedi bayramlari cenneti kazanma gayret ve bilinci ihsan eyle. (Amin)
 
Kurban Bayramini ; Et festivali,hayvan haklari sovu zanneden , kurban bilinci olusmamis insan kardeslerime iyi gunler diyorum,
 
Bayrami hak eden din kardeslerimin de "KURBAN BAYRAM" i mubarek olsun diliyorum...
 
alıntıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!

PAZARLIKSIZ İMAN

PAZARLIKSIZ İMAN : İBRAHİM İMANI

Pazarlıklı iman "Yahudi imanı"dır.
Pazarlıksız iman İbrahim imanı, yani "İbrahim i iman"dır.
İbrahim'i imanda Allah'a itimat vardır, güven vardır, emniyet ve teslimiyet vardır. Zaten "iman" emniyetin, "islam" teslimiyetin öbür adı değil midir?
İbrahim'i imanda şike yoktur, danışıklı dövüş yoktur, tereddüt yoktur, bahane yoktur, mazaret yoktur, taviz yoktur.
İbrahim'i iman sahibi bilir ki, imanda taviz Yahudileşme alametidir.
İmanından taviz veren felah bulmaz.
İbrahim'i imanda, ateşe atlanması gerekiyorsa göz kırpmadan atlanır. Put kırmak bunu göze almayı gerektirir. Tarih boyunca put kırıcı tüm İbrahim'i iman sahipleri, putçular nezdinde put kırmanın bedelinin çok ağır olduğunu bilirler.
Ateşe atlarken "şike" ve "şaka" yapmak için değil "yanmak"için atlarlar." Nasıl olsa yanmam" diye değil "yandım" diye atlarlar.
Allah'la pazarlığa girişmezler." Rabb'im ben senin için kırdım putları . Senin için reddettim nemrutları. Razı olasın diye inkar ettim tağutları. Şimdi sıra sende, İbrahim'i imana sahip olmak, Allah'a fatura çıkarmamaktır. Hele kullara hiç çıkarmamaktır. Allah için yaptığının faturasını kullara çıkaran Yahudileşme temayülüne girmiştir.
Eğer biri böyle yapıyorsa, ya yaptığını, iddia ettiği gibi Allah için yapmamış; kullar için, el gördülük yapmış, şan-şöhret için yapmış ama adını "Allah rızası" koymuştur. Ya da Allah'a itimadı sarsılmış, bunun sonucunda da "ecrini" Allah'tan beklemek yerine işin ucuzuna kaçarak insanlardan devşirme yoluna gitmiştir.
Bu, imanda pazarlık, yani Yahudileşmektir.
Eğer ateşe pazarlıksız atlarsa, asıl o zaman yanmayacaktır.
Yanmayacaktır, çünkü ateşin yakma gücünü yaratan ona seslenecek: "Ey ateş! İbrahim'e serin ol, selamet ol!"[Enbiya 69] Bu, Allah'a pazarlıksız iman edenlere eşyanın kendi lisanınca teşekkürüdür.
Bu, imanda pazarlık yaparak "Yahudileşenlere", ateşin verdiği soylu bir derstir.
Pazarlıksız imanın Hz. İbrahim' de bir başka örneğini daha görüyoruz.
İsmail'ini, uzun süren evlat hasretinden sonra ömrünün sonunda kavuştuğu ciğerparesini Rabb'ine kurban verirken sergilediği tavır.
Allah biliyordu ki İbrahim, öz evladının boğazına bıçağı çalarken "gitti yavrum!.." diye çalıyordu.
"Şike" yoktu. Bu bir imtihandı. Hz. Yahya da peygamberdi ama koç gibi boğazlanmıştı.
"Şaka" yoktu Allah'ın sünnetinde. Bu bir sınavdı ve sınavların en çetiniydi. Ateşe atlamaktan bin beterdi çok sevdiği yavrusunu kurban etmek. Kurban, ateşle sınanan imanın son çetin sınavıydı.
Ben İsmail'i yatırırım, tam kurban edecekken Allah koçu gönderiverir, diye düşünmemişti İbrahim. Çünkü o, Rabb'inin ifadesiyle "çok vefalı"idi.[Necm 37].
Bir baba olarak, hem de çocuğunu çok seven bir baba olarak çalmıştı bıçağı.
Pazarlık yapmamıştı. Ben tam kurban edecekken, sen koçu gönderiverirsin Ya Rabb'i dememişti. Pazarlık yapmadığı için koç yetişivermişti.
Bu örnek de, Allah'a pazarlıksız iman edenlere hayvanın verdiği soylu bir dersti.
Sen Allah'a candan kurban olursan, senin için kurban olacak koçlar gönderilecektir, mesajıydı bu;kurban olanlara, kurban olunur mesajıydı...
 
alıntıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!