« Önceki ::

İnşa eder Yaradan!



İnşaAllah derse yakaran
İnşa eder Yaradan!




Can çekişiyorum zamanın kıskacında,sancılarım bana unutturuyor kendimi
 
Kayboluyorum ağrılarım içinde,etime bıçak gibi saplanıyor sızılarım.

Ne gelecek hayallerim aklımda ne bitmez telaşlarım…

Bazen sadece bir baş ağrısı yenik düştüğüm,bazen bir kaç derece fazlalık;ateş…

Bu kadar yeter çok önemli planlarımı (!) alt üst etmeye

Sonrasını geç !

Kıvranırken,ellerimi sıkıca bağlamışım kendime.

Elim uzanmıyor sevdiklerimin ellerine,onların ellerinde tutunamıyor.

Kendime anlatıyorum dertlerimi.Yalnız kendim anlıyorum kendimi.

Ruhumda el çekmiş bel bağladıklarından.

Şimdiden devriliyor gibi “sarsılmaz” fikirleri

Boşuna yük etmişim aklıma bu zifirleri

Yeni yeni anlıyorum neden bu denli inlediğimi:

Baş ucunda beklerken hastalığın,farkettim de bir kaç şeyi:

Sahi! Nerdeler hayallerim ? Nereye kaçtılar sicim gibi ?

Hele o ! O rutin işlerim. Hani olmazsa olmazlarımdandı.

İtiraf etsin hadi , gitti , gitti işte hepsi !

Umutlarım bile mi ? Ah evet ! Onlar yiteli çok olmuştu zaten.

Ve nihayet yalnızım işte !

Şimdi ne altında ezildiğim o bitmez telaşlarım

Ne kendisi gelmeden yorulduğum “gelecek hayallerim” yanımda.

Sadece ben varım hayatta.

Pek de yalnızlık değil aslında,”yalınlaşmak” denir buna.

Ve kendime geliyorum yakınlaştıkça aslıma.

Benimle olduğunu zannettiklerim…

Benden izin almadılar ki hayatıma girerken,izin alarak çıksınlar…

İzin alarak sahiplenmedim ki izin vererek bırakayım.

Kıtlıktan çıkmış ırgat gibi saldırırken tarlaya

Düşünmeliydim,bunların bir sahibi olacaktı aslında.

Gelip el koyacaktı tarlasına.Ki ben kim olduğumu hatırlayayım.

Ve böylece tarladan çıkıp kalakalınca ortada

Aslıma dönüp kendime geldim haddimi bildim.

Her olayın merkezi sandığım ,başrol oynadığıma kandığımdan beri

İşsiz güçsüz bir ırgattan pek de farklı değilmişim meğer.

Gözümde büyütüp kendimi işe yarar bildiğim ben

O ahmak adamın yaptığını yapmışım yıllarca.

Hani gemiye binmiş yüküyle de yol boyunca sırtından indirmemiş..

Benim yaptıklarım da o kadar ahmakçaymış aslında.

Dert edindiklerim,yük bildiklerim bırakıversem kendi hallerine gideceklermiş.

Sahiplenmeseymiş onları,sadece “emanet bırakıldıklarını” hatırlasaymışım.

Bu kadar yükün altında ezilmeyecekmişim.

Aciz olan benim,

Bir kollayanım olacaktı elbet kendimi dev sanmasaydım.

Emanet ağır yük! Değil ki sahiplik…

Bu yüzden ezildim işte,bir düzine cahillik

Kaldıracağım kadar verildi bana.

Daha fazlasına karışarak kendime eziyet eden benim.

Bunca şeyi anlayınca,”inşaAllah”,

Çoktan dilimin en zarif duası oldu bile.

Yeniden kabul edilmenin beklentisiyle “inşaAllah” derken içten içe

Ne sunulan tarlalara baktım ne de başka bir şeye.

Zaten iyisinden bir tevekkül borçluyum rabbime

“inşaAllah” dedikten sonra başlayan işe

Ruhum uyanıverdi,hani o yıllardır durmadan kıvranan

Sen de yeter ki onu an ,çünkü

İnşaAllah derse yakaran inşa eder Yaradan.


 


Senai Demirci

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir İnşirah Ayetı kadar Sana Yaklaşmaya Geldım‏‏

 

İnşirâh…İnşirâh…İnşirâh…Hâra düştüm,dilime kan değdi yüreğime od.Dâra düştüm Ey Rab bana bir inşirah..Ah-u efgânımı bir dinleyiver, bu gece çok karanlık…katran karası olmuş göğsümü bir açıver…Daraldım…Bir bakıver..

"Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?"(inşirah/1)

Genişlettin ey yar! Dünyadan bunaldığım her vakit,yağmur yağmur yüreğime,damla damla gözlerime düştün.Semalarda yerim yok bilirim,arşlardan ta ki gönlüme düştün.Yaralar bedenimde yol çizerken adeta,tuz değil ,sen gönlüme tılsım sürdün.Dünya zemininde ayaklarım kayarken bir bilinmezliğe, tut n'olursun bırakma bilmediğim alemlere…Gece ve ben iki biçâre yine kapındayım.Soluklanmak istiyorum Ya Rab! Gece yeminli konuşmuyor benimle.Gece küskün bana, yalnız bıraktım onu gelirim diye.Gitmedim ona Ya Rab! Geceler bensiz geçti,seccadeler eşsiz,yıldızlar yoldaşsız kaydı.Geceye söz verdim gelirim diye,gitmedim.İhanetim var ona..Gece yeminli..Ben sana bugün yalnız geldim.Terkedilmiş sevdaların mekanından geliyorum.Yıllanmış sevgilerin koynundan.Ayrılıklardan geliyorum.Yalnızlıktan…Gönlümün tenhasından geliyorum.Gecenin günahlarımı örtmeyen mahremiyetinden geliyorum.Dünyanın arkamdan yırttığı gömleğimle.Kimsenin duymadığı ama kulağımı çınlatan aff sesleriyle geliyorum.Ademin utangaç bakışlarıyla,Nuh'un terk-i diyarıyla bir yunus affı edasıyla geliyorum.Daraldım Ya Rab! 'kabul' ümidinin ferahlığıyla geliyorum.Yüreğim üşüyor artık,mahşeri bir yalnızlıkla geliyorum.Aç Ya Rab n'olursun aç göğsümü tekrar bir köz değdir.İçimin vahalarından kurtar beni.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet genişlet beni.

 

"Yükünü senden alıp atmadık mı? O senin belini büken yükü ."(inşirah/2)

Attın ey yar! Ben bilemedim yükümün azaldığını ama sen hafiflettin beni.Dünyanın omuzlarıma yüklediği bu ağırlık, yüzümü yere düşürmeye başlamışken,bu yükü benden alarak belimi sen doğrulttun.Rükuya eğilen bir beden senin karşında yüce makama erdi.Secdeye değen baş,merhametinle sana erdi.Oysa ben bilemedim.Kirlenmiş yüreğimle,sözlerimi dünyaya aşina ettim kapıldım bu misafirhanenin işvesine.Şimdi temaşa bile edemiyorum masivayı.Aydınlanmıyor gözlerim,yeşermiyor kırık düşlerim.Yoksa Ey Rab ben,sen olan benliğimi çoktan mı tükettim…Züleyha kadar günahkarım,Yusuf kadar masum olmak isterdim oysa ama ben düştüğüm zindanda ezilecek kadar günah topladım.yüküm ağır…Tüm zerrelerim affına sığındı…Mecalsizim,hissizim,bir o kadar da cahilim…Al yükümü Ya Rab n'olursun al belimi büken bu yükü tekrar hafiflet beni.Doğrult ki beni,yüzüm sana dönebileyim.Elimi sana açabileyim.İnşirah inşirah inşirah…ayet ayet doğrult beni.

 

 


"Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?"(inşirah/4)

Yücelttin ey yar! En şerefli varlık olarak açtım dünyaya gözlerimi.Mahlukata halife eyledin.İns-an makamında ruhuma can verdin..verdin de ben kıymetimi bilemedim.Aklımı sürgün ettim mantığın hiç uğramadığı yalancı uğraşlara.Her mevsim yağmur yağarken ruhuma,nadasa bıraktım kurak gönlümü.Her insan ektiği biçer değil mi Ya Rab! Günah ektiğim bahçelerde kara güller büyüdü,kokusuz renksiz.Işığım bir mumun aydınlandığı kadar,verdiğim bir aldığım kadar fakat ben olamadım bir senin bana biçtiğin değer kadar.biraz mağrur,biraz bizâr,biraz da kendimi şekva ile geldim.Değersizliğimi bilerek,mecruh bir hal ile geldim işte…Sen şanımı yüceltirken,ben bir o kadar acziyetimle,nasır tutmuş ayaklarımla,kör olmuş gözlerimle,karalanmış hanemle geldim.Kalbimi avcuma sıkıştırarak,rengini kimse görmesin diye saklayarak getirdim.Amansızım,dermansızım,fermansızım.N'olurs un Ya Rab yeniden yücelt beni gönül gözümden geçir beni.Gözyaşına gark eyle beni eyle ki insan bileyim kendimi.İnşirah inşirah inrişah ayet ayet yücelt beni.

"Yalnız Rabbine yönel."

Hayatın koylarından çıkıp senin limanına yöneldim Yar Rab!Sen ki sana gelmeyene dahi lütfederken,bilirim geri çevirmezsin beni kapından.Nihayetsiz acziyetimle,dünyevi arzuların kıvrımlarından,yokuşlu yollarından,ben kendimden geçerek sana geldim bu gece.'kün' diyerek eyleyiverirsin diye bir ferman,ben ahvalimi dökerek sana geldim Ya Rab!.Benim sana anlatmaya halimi kelama ne hacet,sen beni bilirsin benim halim zaten aşikâr.Kurtar n'olursun bitsin artık bu esaret! Nefsanîyetin haysiyetini huzurda kırmaya geldim.Bakıp görmeyen gözlerimi sende açmaya,atıp yanmayan kalbimi sende yakmaya,her boşluğa sayan ama her daim seni anmayan dilimi konuşturmaya,sana muhtaçlığın şerefini başıma taç etmeye geldim.Sevdası her şeyden âlâ n'olursun aç yüreğimi ben senden bir inşirah istemeye geldim…İnşirah inşirah inşirah ayet ayet ferahlamaya geldim.N'ola ahh n'ola Ya Rab , ben sende kalmaya geldim.Bir inşirah ayeti kadar sana yönelmeye geldim…

 

alıntıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!

Namaz‏

Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.

 (Al-i İmran Suresi, 104)

 

böyle değil.....................

oyle bir namaz kilacaksin ki
 
Namaza tekbirle girmek,'ilahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !' demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi gibi, tekbirle namaza baslamak da, 'Allah 'im canimiz Sana feda olsun!' anlamindadir.

Namazda kiyama durmak, Allah 'in huzurunda kiyametteki muhasebeyi hatirlatir. Kul, biraz sonraki hakkiyla yerine getiremedigi kullundan ve isledgi gunahlardan dolayi, utancindan ayakta durmaya dermani kalmaz, rukuya egilir.

Basi rukuda iken'Hakk'in suallerine cevap ver' diye ilahi ferman gelir. Kul, rukudan basini mahcup olarak kaldirir. Ayakta duramaz, yuzustu secdeye kapanir.

Tekrar ona,'Secdeden basini kaldir! Yapmis olduklarindan haber ver' diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde basini kaldirsa da, tekrar yuz ustu kapanir.

 
Allah (cc) buyuruyor ki:
'Kitablarını sağlarından alanlar cennettedirler. Mücrimler hakkında sorarlar: 'Sizi cehennem çukuruna ne sürükledi?' Mücrimler diyecekler ki: 'Biz (dünyada) namaz kılanlardan değildik. Yoksullara yedirmiyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalıyorduk. Kıyamet gününü de yalanlardık. Ta ki ölüm bize gelene kadar (bu hal üzerindeydik) '
 (Müddessir Suresi: 40-47)
 
 
var misin boyle namaz kilmaya?

Hz. Ali gibi, savasta yedigi okun acisindan cikaramiyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca cikariyorlar hem de kili bile kipirdamiyor, soranlara da 'biz namaz kilarken can kusumuzu saliveririz' demis, var misin boyle namaz kilmaya?,

ve O GuZELLER GuZELi Peygamberimiz, namazi en guzel kilan O kimse onun gibi Kilamazdi, varmisin onun ummeti olarak namaz kilmaya?

hadi ey kalbim durma artik tovbe et ve Yaradanina en guzel hamdini sun, temizle kalbini pislikten, dunyaliktan ve kula yakisir bir seklide MEVLA'ya yaklas...

hadi be ruhum hadi be kalbim uymayin siz o nefsime o hep konusur ve sizi kotuye goturur, siz ondan guclusunuz, siz ona hukmedersiniz hadi kirin onun gucunu
biliyorum yapacaksin sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habesi ezani okumaya basladi
 
Oyle bir namaz kilacaksin ki ezani okuyan Bilal-i Habesi olacak, namaz kildigin yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamin Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Omer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksin... .

oyle bir namaz kilacaksin ki, sirat koprusunun uzerinde olacaksin asagisi cehennem ve karsisinda YuCELER YuCEsi Allah  TEALA ve meleklerle saf tutarak...

haydi simdi namaz zamani, haydi simdi kurtulus zamani...
önünde bunlar var....her isteğinin gercekleşecegi sonsuz yaşam yurdu cennet var..........
 
Cabir ibn Abdullah (ra)'den rivayet edilmiştir. Nebi (sav) buyurmuştur ki: 'İman'la küfür arasındaki şey namazı terk etmektir.'
(Tirmizi: 2618, Kitabu's-Salat: 887 ve İbni Ebi Şeybe İman: 44 sahih olarak rivayet etmişlerdir.)

KURTAR KENDiNi...

Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

      

   

 Bu videoyu mutlaka izleyin etkisinden kurtulamayacağınızdan eminim! 
ALLAH'IM GERİ GÖNDER
(mp3   kapatın)

http://www.kurandinle.org/izle.php?watch=allahimgeri.flv

 

                                      HADİSLERLE ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

        - İbnu Ömer radıyAllah (c.c.)u anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselâm ile birlikte idim. Ensardan bir zat gelerek Aleyhissalâtu vesselâm'a selam verdi. Sonra da: "Ey Allah (c.c.)'ın Resülü! Mü'minlerin hangisi en faziletlidir?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Huyca en iyisidir!" buyurdular. Adam: "Mü'minlerin hangisi en akıllıdır?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonra en iyi hazırlığı yapandır. İşte bunlar en akıllı kimselerdir" buyurdular."Abdullah İbnu Mes'ud radıyAllah (c.c.)u anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Birinizin eceli bir yerde olduğu zaman ihtiyaç onu oraya sıçratır. Sonra kalan ömrünün sonuna varınca aziz ve celil olan Allah (c.c.) onun ruhunu orada alır. Kıyamet günü, o yer: "Ey Rabbim! İşte bu, bana emanet ettiğin (cesed)dir!" der."Ebu Hureyre radıyAllah (c.c.)u anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Ölü kabre konulur. Salih kişi, kabrinde korkusuz ve endişesiz oturtulur. Sonra kendisine: "Hangi dinde idin?" denilir. "İslâm dinindeydim" der. "Şu adam nedir?" denilir. "O, Allah (c.c.)'ın Resülü Muhammed'dir, bize Allah (c.c.) indinden açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik" der. Ona: "Allah (c.c.)'ı gördün mü?" denilir. O: "Allah (c.c.)'ı görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir" der. Bu safhadan sonra cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar, ateş alevlerinin birbirini kırıp yok etmeye çalıştığını görür. Kendisine: "Allah (c.c.)'ın seni koruduğu ateşe bak!" denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açılır ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar. Kendisine: "İşte senin makamın!" denilir ve yine ona: "Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin inşaAllah (c.c.)!" denilir. Kötü adam da kabrinde korku ve endişe ile oturtulur. Kendisine: "Hangi dinde idin?" diye sorulur. "Bilmiyorum" diye cevap verir. Kendisine: "Bu adam kimdir?" denilir. Halkı dinledim, bir şeyler söylüyorlardı, onu ben de söyledim" der. Ona cennet cihetinden bir delik açılır. Cennetin güzelliklerine, içinde bulunan nimetlerine bakar. Ona: "Allah (c.c.)'ın senden uzaklaştırdığı şu cennete bak!" denilir. Sonra ona cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar. Alevlerin birbirini yeyip yoketmekte olduğunu görür. Ona: "İşte makamın burasıdır. Sen cehennemin varlığı hususunda şekk (ve inkâr) içerisinde idin, bu şekk üzere öldün ve bu şekk üzere diriltileceksin inşaAllah (c.c.)!" denilir."

Yorum (yok) Yorum yaz!

LÂ İLAHE İLLALLAH

LÂ İLAHE İLLALLAH ve RABBİM ALLAH DERKEN:

EY ALLAH ' IM!
* Bütün yaratılmışların sahibi, terbiyecisi ve yöneticisi sensin. (Rab Kelimesinin Anlamı) (FÂTİHA 1)
* Kâinattaki her şey senin mülkündür. Mülkün hakiki sahibi sensin. Mülkünde dilediğin şekilde tasarruf edersin. (BAKARA 107 ve 255, Â'Lİ İMRAN 26)
* Hayatımın her ânında, başkalarına değil, yalnız sana kulluk yaparım. (FÂTİHA 4, YÂSİN 60)
* Dualara yalnız sen cevap verdiğin için, darda kalınca yalnız seni yardıma çağırırım. (BAKARA 186 , NEML 62)
* Yaratan sen olduğun için, emretme yetkisi de, hâkimiyet de yalnız sana aittir. (A'RÂF 54, YUSUF 40)
* Senin doğru dediğin doğru, güzel dediğin güzel, iyi dediğin iyidir. (EN'ÂM 114, FURKAN 1)
* Doğru yol, senin Kur'an-ı Kerim'de gösterdiğin yoldur. (Â'Lİ İMRAN 73)
* Geçmiş zamanları, günümüzü, geleceği, gizlileri bilen yalnız sensin. (HİCR 24 - EN ' ÂM 59 ve 73)
* Hakiki adalet ve huzur ancak senin emir ve yasaklarınla gerçekleşir. (NİSÂ 40 , MÜ ' MİN 20 , TİN 8)
* Hiçbir kanunu, geleneği, ilkeyi, töreyi senin emirlerinin önüne geçirmem. (AHZÂB 36)
* Nasıl yaşayacağımı belirleme yetkisi ve hakkı yalnızca senindir. (Â'Lİ İMRAN 85, EN ' ÂM 153, CÂSİYE 18)
* Hiçbir şeyi seni sever gibi sevemem. (BAKARA 165)
* Dirilten ve öldüren sensin. (A'RÂF 158)
* Her şeyde senin rızanı ön planda tutarım. (EN 'ÂM 162)
* Hiçbir zarar ve fayda senin takdirin olmadan gerçekleşmez.
(EN'ÂM 17)

* Yediren ve içiren, rızık veren sensin. (ŞUARÂ 79)
* Hastalandığımda şifa veren sensin. (ŞUARÂ 80)
* Kıyamet günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum sensin. (ŞUARÂ 82)
* Senin söz söylediğin bir konuda ben kesinlikle karşı bir söz söylemem. (HUCURÂT 1)
* Sana ve Resulüne karşı gelenleri asla sevemem
. (MÜCÂDELE 22)
* Benim dostum yalnızca Sen, Resulün ve senin emirlerine boyun eğerek namazlarını dosdoğru kılıp zekatlarını veren mü'minlerdir. (MÂİDE 55)
* Hesap Günü'nün Sahibi sensin. (FÂTİHA 3)
* Azabından korkulması gereken yalnızca sensin. (ZÜMER 13)
* Tevekkül edilecek, boyun eğilecek makam yalnız sensin. (YUSUF 67 , EN'ÂM 71)
* İnsanları yalnızca sana davet ederim. (YUSUF 108)
* Sen her türlü noksan sıfatlardan uzaksın; senin bütün sıfatların mükemmeldir. (HAŞR 23)
* Kalplerde olanı hakkıyla bilen sensin. (LOKMAN 23)
* Bir şeyde anlaşmazlığa düşersem, onu sana, yani Kur'an-ı Kerim'e arz ederim. (NİSÂ 59)


MUHAMMEDUN RESULULLAH DERKEN...

* Hazreti Muhammed (S.A.V.) Allah'ın gönderdiği bir peygamberdir. (Â'Lİ İMRAN 144)
* Ancak Hazreti Muhammed'in izinde olurum. (NİSÂ 64, EN'ÂM 153, FURKAN 27)
* Yolunu Resulullah'a uydurmayanlardan uzak durup, onları sevemem. (LOKMAN 15, NİSÂ 115)
* Hayatımın her ânında, taklid edeceğim en güzel örnek Hazreti Muhammed'dir. Onun örnekliği, namazda, oruçta olduğu gibi; ailede, siyasette, iktisatta, hukukta, eğitimde dahi geçerlidir. (AHZÂB 21)
* Resulullah'ın söz söylediği bir konuda ben karşı bir fikir beyan edemem. (HUCURÂT 1 ve 2)
* Aramızda çekiştiğimiz şeylerde Resulullah'ın sünnetini hakem yaparım. Onun verdiği hükme, kalbimde hiç sıkıntı duymadan tam bir teslimiyet gösteririm. (NİSÂ 65)

DİYOR MUYUZ?

Yorum (1) Yorum yaz!

Kur'an Mesajının içeriği

Kur'an Mesajının içeriği
"Bu (Kur'an), kendisiyle uyarıl (ıp sakındırıl) sınlar, O'nun bir tek ilah olduğunu gerçekten bilsinler ve (temiz) akıl sahibleri (düşünüp) öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir tebliğdir." (İbrahim Sûresi, 13/52)
Bu tebliğin, bu bildirinin başlıca temel maksadı "insanların Yüce Allah'ın yalnız ve yalnız tek bir ilah" olduğunu duyup öğrenmeleridir. Bu hem Allah'ın dininin başlıca ilkesidir, hem de İslâm hayat sisteminin dayandığı asıl noktadır.
Tabiatı itibariyle asıl maksad bilgi olmayıp, bu bilginin öngördüğü ilkeye göre insanların günlük hayatlarını yönlendirmeleridir.
İnsanların, "Allah'tan başka ibadete layık ilah yoktur" ilkesine dayanan İslâm dinine bağlanmalarıdır.
Madem ki O'ndan başka ibadete layık ilah yoktur; insanlar sadece O'na karşı boyun eğmelidirler. Çünkü Rablık ve Hakimiyet; efendilik, uygulama, kanun koyma ve hayata yön verme sıfatlarına haiz olanın hakkıdır.
İnsanların hayatlarını bu temel ilkeye dayandırmaları, onları, beşerin yine kendisi gibi bir beşere kul olmasına ve ona itaat edip boyun eğmesine dayanan cahili hayat sistemlerinden ayrı kılar. Bu ayrılış, inanç ve düşüncede, ibadet amaçlı ferdi davranışlarda, ahlâk kurallarında, değer ve ölçülerde kendini gösterir. Aynı zamanda bu ayrılık ekonomik ve toplumsal sistemlerde, fert ve toplum hayatının her alanında ortaya çıkar.
Hiç kuşkusuz bir ve tek olan Allah'ın uluhiyetine ve onun bu uluhiyetinde ortağı olmadığına dair inanç şekli hayatın her alanını kapsayan eksiksiz bir yaşam biçiminin temelini oluşturur. İslâm akidesinin sınırları, hayatın en ince noktalarını içine alacak kadar geniş ve pratiği olmayan bir inanç sisteminden çok daha kapsamlıdır. Kalbde yer eden ve pratikte hiçbir etkisi olmayan bir inanış şekli kendi başına kesinlikle yeterli değildir. Bu akide, bu inanış biçimi, ahlâk sorununu nasıl bir inanç sorunu haline getirmiş ise, aynı şekilde hakimiyet sorununuda bir inanç sorunu haline getirmiştir. Ahlâk ve değer ölçülerini kapsadığı gibi, rejim ve kanunları da kapsayan hayat sistemi bu akideden kaynaklanır. İnanç noktasında hepsi aynı seviyede ve aynı derecede öneme sahiptirler.
Biz bu dinin akideden asıl kastettiğini en iyi biçimde kavramadan, Allah'dan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v)'in Allah'ın Kul'u ve Rasul'ü olduğuna şahitlik etmenin anlamını bilip öğrenmeden, Kur'an'ın anlatmaya çalıştığı mesajları kavrayamayız. Bu şehadetin anlamının sadece O'na boyun eğmek demek olduğunu, sırf namaz esnasında değil, hayatta karşılaşılan her meselede -bu şehadetin-geçerli olduğunu anlamadan Kur'an'ı anlamamız mümkün olmayacaktır.
"Bu (Kur'an), kendisiyle uyarıl (ıp sakındırıl) sınlar, O'nun bir tek ilah olduğunu gerçekten bilsinler ve (temiz) akıl sahibleri (düşünüp) öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir tebliğdir." (İbrahim Sûresi, 13/52)

Şehid Seyyid Kutub

Yorum (yok) Yorum yaz!