« Önceki ::

Kur'an'a Yaklaşım


Kur'an'a Yaklaşım

"Andolsun ki biz Kur'an'ı düşünmek için kolaylaştırdık. O halde düşünen var mı?"
(54/17)


Kur'an coşkun bir kaynak gibidir. Bu kaynağa sayısız insan sayısız amaçlarla başvurabilir, ister inansın, ister inanmasın, Kur'an'ın insanlara iletmek islediği mesajı, ilahi vahyi anlamak isteyen herkesin, ilk adım olarak daha önce kafasında yer eden düşünce ve tasavvurlardan aklını, fikrini, zihnini boşaltması gereklidir. Her türlü dünya ile ilgili arzu ve kişisel isteklerden içini arındırması lazımdır. Sonra da açık bir gönül, dikkatli bir kulak ve Kur'an'ı anlamak için tertemiz bir niyet ile onun üzerine eğilmesi, tetkik etmesi, anlamaya çalışması gerekmektedir.


Bu anlama kuralı tüm insanlık için geçerli olduğu gibi, öncelikle bizim fert fert, kişi kişi onu, yani Allah'ın mesajını anlamamız gerekmektedir. İnandığımız sistemin öğretilerini bilerek, anlayarak yerine getirmek zorundayız. Nisa 136'da devamlı iman etme, emin olma, tam tanıyarak teslim olma olayı gündemde tutulmaktadır, inandığımız halde Allah'a, Rasulüne, indirdiği kitaba ve önce indirilenlere inanmamız emredilmektedir. Körükörüne teslim olma değil aksine neyi, nerede yapacağını, yaptığını Kitabullaha, Rasulün sünnetine uygun olarak yapan durumuna gelmemiz bizden istenmektedir.


İşte insan, özellikle müslüman Kur'an'ı anlamaya çalışırken, Kur'an'm mübelliği, tebliğ edicisi, açıklayıcısı Hz. Muhammed (s)'i anlamaya ve tanımaya çalışırken öncelikle kendisine çok dikkat etmesi gereklidir. Yukarıda anlatmaya gayret ettiğimiz gibi, düşünme kabiliyetini, içini, hafızasını sayısız ve karışık düşüncelerden arındırmadan Kur'an'ı anlamaya çalışanlar onun sayfaları arasında kendi düşüncelerinden başka bir şey bulamazlar. Okudukları ayet ya da surelerde Kur'an'ın vahyî havasını teneffüs edemezler. Vahyin gerçekleri ile kendi bilgilerini, özellikle cahili kalıntılardan oluşan bilgilerini bir araya getirip karma bir şeyler oluşturmak, sentez yapmak isterler. Kimileri de Kur'an ve sünneti keyfî açıklamalarla, yanlış yorumlarla kendi kafalarına göre yorumlayarak Allah'ın samimi kullarını, halis kulların yanıltmaya çalışırlar. Amaçları da sadece ve sadece kendi düşüncelerinin yayılması, insanların kendi etkilerinin altına girerek, kendilerine kul köle olmasını temin etmektir.


Müslüman ise tağutu inkar etme! ve bu ilah bozuntularına itibar etmemek, belamların yanıltmalarına karşı uyanık olmak zorundadır. Başkalarından değil sadece Allah'tan korkmak zorundadır. Kendisinden korkulacak güç ve kudret sahibinin, otorite sahibinin Allah olduğuna, Allah'ın korkulmaya her şeyden ve herkesten daha layık olduğuna inanmak, iman etmek mecburiyetindedir.


Toparlarsak; müslüman Allah ve Rasulünün dediklerine kulak verecek insanların bu husustaki kınamaların dan korkmayacaktır. Allah'a itaati, saygısı ve sevgisi ölçüsünde olacaktır Allah'a itaat etmeyene itaat etmemek etmemenin yollarını öğrenmek için di Kur'an'la sürekli beraber olacak, her şeyiyle Kur'anî olmaya gayret edecektir.


Ey Muhammed! Sana bu mübarek kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik." (Sad, 29)


Bu Kur'an ancak alemler için bir öğüttür. (Zümer, 87)


Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı, Yoksa kalpleri kilitli mi? (Muhammed 24)


Hasan Korkmaz

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?

Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?

Kapsıyorsa ne kadar kapsıyor?

Evet Kur'an hayat rehberimiz, yol haritamız ama ne kadar?


   "Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi
açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik."nahl-89
     Elhamdülllah bizler müslümanlarız 'a iman ettik,Muhammed(sav)'in ümmetiyiz,Kur'an-ı Kerim gibi bir kitabımız ve rehberimiz var.Ama bizler
bu rehbere ne kadar başvuruyoruz?O'nun içindeki kuralları ne kadar uyguluyoruz?
Hz.Aişe'ye sahabe bir gün sormuş
-Bize peygamber efendimiz(sav) ahlakını anlatırmısın diye
Hz.Aişe:
-siz hiç Kur'an okumuyormusunuz?

      Sahabeye, hz.Aişe böyle diyordu sahabe ki her ayet geldiğinde onu ezberler hayatlarına geçirir daha sonra gelen diğer ayeti ezberlerdi.Yani hayatlarına
uygulamadan diğer ayete geçmezlerdi.Ama şimdi günümüzde Kur'an rehber kitabı değilde sanki bir hikaye kitabı gibi okunuyor.İngilizce bilmeyen bir kişi
bir eşyanın ingilizce kullanma kılavuzunu nasıl okuyorsa bizlerde öyle okuyoruz hayatımızın kullanma kılavuzunu.
     Sayılı Ya-sinler okuruz onun içinde anlatılanı merak etmeden.Bir cenaze olur hemen Kur-an'a sarılırız sureleri okuruz hatimler indiririz ama bilmeyiz ki
onun işi bitmiştir bu kitapla, yön verecek bir hayatı kalmamıştır artık.Hele ki birde hayatı boyunca günah işlemiş bu kitaba aykırı bir hayat yaşamış,
hayatına Kur-an'ı Kerim'i sokmamış bu kişilerin ölümüne sokmaya çalışırız.
     "Gerçekten onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, herşeyin açıklayıcısı ve
 iman edecek topluluk için bir hidayet, bir rahmettir."yusuf-111
      Mehmet Akif'in şu dizeleri çok güzel anlatır bu olayı;
Açarız nazm-ı celili bakarız yaprağına,
Ya da okur geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur-an bunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için
      Hayatımıza Kur-an'ı Kerim'i sokmak için onun içinde anlatılanlara şeksiz şüphesiz inanmamız iman etmemiz gerekir.Nasıl ki sahabe bir ayeti ezberlediğinde
öbür ayete geçmeden hayatına yansıtıyorsa bizler de öyle yapmalıyız.Kitabımız ne emrediyor;iman,namaz,oruç,tesetür,infak,vs.Lailahe illallah dediğimizde
iman ettiğimizi düşünüyoruz ama allah'tan gayri herşeye "La" diyebiliyormuyuz?Namaz kılamıyorum,patronum,eşim, işim,vaktim, nefsim izin vermiyor.Ya da
örtünemiyorum okulum,patronum,ailem ,eşim izin vermiyor.Dediğimizde bu sözü unutmuş oluyoruz 'a ortak koşmuş olmuyormuyuz,O'nun emirlerini rızık
korkusuyla o bahane bu bahaneyle arkaya atmış olmuyormuyuz.O'nun emirlerini bırakıp diğerlerinin emirlerini tutmuş olmuyormuyuz.Değilmi ki rızkı veren de
alan da o yüce 'tır, nerde kaldı bizim tevekkülümüz itaatimiz.
       “Yemin olsun ki, biz, Kur`an`ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? ”
54-Kamer Suresi-17. ayet

selam ve dua ile


oldwomen

Yorum (yok) Yorum yaz!

mevlit kandiliniz mübarek olsun

http://www.fottom.com/musteri/rumey-sa/11503860747vo6_000457_000900.gif

"Andolsun ki içlerinden, kendilerine
'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle , müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki  daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."
(Âl-i İmrân, 164)

Yorum (1) Yorum yaz!

Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?





Kur'an hayatımızı kapsıyor mu?


Kapsıyorsa ne kadar kapsıyor?

Evet Kur'an hayat rehberimiz, yol haritamız ama ne kadar?

   "Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi
açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik."nahl-89
     Elhamdülllah bizler müslümanlarız 'a iman ettik,Muhammed(sav)'in ümmetiyiz,Kur'an-ı Kerim gibi bir kitabımız ve rehberimiz var.Ama bizler
bu rehbere ne kadar başvuruyoruz?O'nun içindeki kuralları ne kadar uyguluyoruz?
Hz.Aişe'ye sahabe bir gün sormuş
-Bize peygamber efendimiz(sav) ahlakını anlatırmısın diye
Hz.Aişe:
-siz hiç Kur'an okumuyormusunuz?

      Sahabeye, hz.Aişe böyle diyordu sahabe ki her ayet geldiğinde onu ezberler hayatlarına geçirir daha sonra gelen diğer ayeti ezberlerdi.Yani hayatlarına
uygulamadan diğer ayete geçmezlerdi.Ama şimdi günümüzde Kur'an rehber kitabı değilde sanki bir hikaye kitabı gibi okunuyor.İngilizce bilmeyen bir kişi
bir eşyanın ingilizce kullanma kılavuzunu nasıl okuyorsa bizlerde öyle okuyoruz hayatımızın kullanma kılavuzunu.
     Sayılı Ya-sinler okuruz onun içinde anlatılanı merak etmeden.Bir cenaze olur hemen Kur-an'a sarılırız sureleri okuruz hatimler indiririz ama bilmeyiz ki
onun işi bitmiştir bu kitapla, yön verecek bir hayatı kalmamıştır artık.Hele ki birde hayatı boyunca günah işlemiş bu kitaba aykırı bir hayat yaşamış,
hayatına Kur-an'ı Kerim'i sokmamış bu kişilerin ölümüne sokmaya çalışırız.
     "Gerçekten onların kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır! Bu Ku'ran uydurulur bir söz değil, ancak kendi önündekinin tasdiki, herşeyin açıklayıcısı ve
 iman edecek topluluk için bir hidayet, bir rahmettir."yusuf-111
      Mehmet Akif'in şu dizeleri çok güzel anlatır bu olayı;
Açarız nazm-ı celili bakarız yaprağına,
Ya da okur geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur-an bunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için
      Hayatımıza Kur-an'ı Kerim'i sokmak için onun içinde anlatılanlara şeksiz şüphesiz inanmamız iman etmemiz gerekir.Nasıl ki sahabe bir ayeti ezberlediğinde
öbür ayete geçmeden hayatına yansıtıyorsa bizler de öyle yapmalıyız.Kitabımız ne emrediyor;iman,namaz,oruç,tesetür,infak,vs.Lailahe illallah dediğimizde
iman ettiğimizi düşünüyoruz ama allah'tan gayri herşeye "La" diyebiliyormuyuz?Namaz kılamıyorum,patronum,eşim, işim,vaktim, nefsim izin vermiyor.Ya da
örtünemiyorum okulum,patronum,ailem ,eşim izin vermiyor.Dediğimizde bu sözü unutmuş oluyoruz 'a ortak koşmuş olmuyormuyuz,O'nun emirlerini rızık
korkusuyla o bahane bu bahaneyle arkaya atmış olmuyormuyuz.O'nun emirlerini bırakıp diğerlerinin emirlerini tutmuş olmuyormuyuz.Değilmi ki rızkı veren de
alan da o yüce 'tır, nerde kaldı bizim tevekkülümüz itaatimiz.
       “Yemin olsun ki, biz, Kur`an`ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? ”
54-Kamer Suresi-17. ayet

selam ve dua ile

OLDWOMEN

Yorum (yok) Yorum yaz!

AYeTLeRe GöRe iNSaN TiPLeRi

AYeTLeRe GöRe iNSaN TiPLeRi

وَإِذَا مَسَّ الْإِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِهِ أَوْ قَاعِدًا أَوْ قَائِمًا فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَأَنْ لَمْ يَدْعُنَا إِلَى ضُرٍّ مَسَّهُ كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِفِينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her halinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.YUNUS 12

إِنَّ الْإِنسَانَ خُلِقَ هَلُوعاً  *  إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاً
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

MEARİC 19-20


1- AKİDESİ ZAYIF TİPLER:
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَى حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ وَإِنْ أَصَابَتْهُ فِتْنَةٌ انقَلَبَ عَلَى وَجْهِهِ خَسِرَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ
İnsanlardan öylesi de vardır ki, ALLAH'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa gönlü onunla hoş olur. Şâyet başına bir kötülük gelirse gerisin geri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir. HACC 11

2-HAKTAN KAÇAN TİPLER:
يُجَادِلُونَكَ فِي الْحَقِّ بَعْدَمَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى الْمَوْتِ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
Hak apaçık meydana çıktıktan sonra bile onlar bu hususta, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlermiş gibi seninle mücadele ediyolar ENFAL 6

3-MENFAATÇİ TİPLER:
إِنَّمَا كَانَ قَوْلَ الْمُؤْمِنِينَ إِذَا دُعُوا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ أَن يَقُولُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Aralarında hüküm vermesi için ALLAH'a (Kur'an'a) ve peygambere çağırıldıkları zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir grup yüz çevirmektedir. Ama gerçek (verilen hüküm) kendi lehlerinde ise, boyun eğerek ona gelirler NUR 51

4- HAKTAN YÜZ ÇEVİRİP KAÇAN TİPLER:
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ * كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ  * فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ
Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar? Sanki ürkmüş yaban eşekleri,arslandan kaçmaktalar!MÜDDESSİR 49-50-51

5- SAHTE DAHİ TİPLER:
Yapmadıklarıyla övünmek istrler.
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَوْا وَيُحِبُّونَ أَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları işle övülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır.
AL-İ İMRAN 188

6-GÖRÜNÜŞÜYLE ALDATAN TİPLER:
وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! ALLAH onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar! MÜNAFİKUN 4

7-HER KALIBA GİREN TİPLER:
الَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ اللّهِ قَالُواْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُواْ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ فَاللّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً
Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer ALLAH tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. ALLAH, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. ALLAH, mü'minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.NİSA 141

8-KÜFÜRDEN MUANNİD TİPLER:
وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَابًا فِي قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ
(Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, "Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir" diyeceklerdi. EN'AM 7

9-GABİ OLAN TİPLER:
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّى إِذَا خَرَجُوا مِنْ عِندِكَ قَالُوا لِلَّذِينَ أُوتُوا الْعِلْمَ مَاذَا قَالَ آنِفاً أُوْلَئِكَ الَّذِينَ طَبَعَ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءهُمْ
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne söyledi?" derler. İşte bunlar, ALLAH'ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir. MUHAMMED 16

10-KORKMAZ UTANMAZ TİPLER:
  وَلَوْ تَرَى إِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَالَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ * بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Ateşin karşısında durdurulup da, "Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü'minlerden olsak" dedikleri vakit (hallerini) bir görsen! Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. EN'AM 27-28

11-ZAYIF KARAKTERLİ MÜNAFIK TİPLER:
وَإِذَا مَا أُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ هَلْ يَرَاكُمْ مِنْ أَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُوا صَرَفَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ
Bir sûre indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, ALLAH onların kalplerini çevirmiştir. TEVBE 127

12-HİLE ve GAFLET KENDİNDE İCTİMA EDEN TİPLER:
خَتَمَ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ وَعَلَى سَمْعِهِمْ وَعَلَى أَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ * وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ ءَامَنَّا بِاللَّهِ وَبِالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ

İnsanlardan, inanmadıkları halde, "ALLAH'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır. Bunlar ALLAH'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir. BAKARA 7-8

13-KURU İNATÇI TİPLER:
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَاءَنَا أَوَلَوْ كَانَ ءَابَاؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara: "ALLAH'ın indirdiğine uyun." denildiğinde, "Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız." dediler. Ya ataları birşeye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler? BAKARA 170

14-CAHİLANE MÜCADELE EDEN TİPLER:
Bu tipler hem hakla hem batılla, bildikleriyle mücadele ederler.
هَا أَنْتُمْ هَؤُلَاءِ حَاجَجْتُمْ فِيمَا لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَاجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُمْ بِهِ عِلْمٌ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
İşte siz böyle kimselersiniz! Diyelim ki biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız. Ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? ALLAH bilir, siz bilmezsiniz. ALİ İMRAN 66
وَمِنَ النَّاسِ مَن يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُّنِيرٍ      * ثَانِيَ عِطْفِهِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ لَهُ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَنُذِيقُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَذَابَ الْحَرِيقِ 
İnsanlardan öylesi de vardır ki, ne bir ilmi, ne bir yol göstericisi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olduğu halde kibirlenerek insanları ALLAH'ın yolundan saptırmak için, ALLAH hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız. HACC 8-9

15-İRADESİ VE HİMMETİ ZAYIF TİPLER:
لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَاتَّبَعُوكَ وَلَكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللَّهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنْفُسَهُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ
Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, "Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık" diye ALLAH'a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. ALLAH biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. TEVBE 42

16-KORKUSUZ OLAN İMANLI TİPLER :
الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "ALLAH bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.
ÂL-İ İMRÂN 173

17-GİZLİ FAKİR TİPLER :
لِلْفُقَرَاء الَّذِينَ أُحصِرُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاء مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَاهُمْ لاَ يَسْأَلُونَ النَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُواْ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ اللّهَ بِهِ عَلِيمٌ
(Sadakalar) kendilerini ALLAH yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz ALLAH onu bilir. BAKARA 273

18- VAKAR ve TEVAZU SAHİBİ KİMSELER :
 وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْناً وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَاماً
Rahmân'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selâm!" der (geçer)ler. FURKÂN 63

19- ÇOŞKUN İMAN SAHİBİ TİPLER :
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
Mü'minler ancak o kimselerdir ki; ALLAH anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.

ENFÂL 2


20-HER ŞEYİN ALLAH'A DÖNECEĞİNE İNANAN TİPLER :
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) ALLAH'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler. BAKARA 156

Yorum (yok) Yorum yaz!

ümit bize yetmezmi?

 

“Çok dertlerim var. Bazen altında ezilecek gibi oluyorum. Bana bir tesellî

var mı? Bu sıkıntılarımın benim için hayır ciheti var mı”

Dünyanın hiçbir derdi bizi yıldırmamalı. Çünkü biz mü’miniz; Allah’a inanıyoruz, güveniyoruz, itimad ediyoruz. İmanımız bize öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, aslında yüz bin dünya derdi de gelse yine hafif kalır, yine çekilir cinsten olur. Fakat biz şüphesiz, dertten ve belâdan Allah’a sığınıyoruz, sığınmalıyız. Çünkü Allah’a sığınmak bir ibâdettir.

Cenâb-ı Hak bütün canlıların, bütün hayvanâtın, bütün mahlûkatın, bütün kullarının yegâne umududur. Herkes, her derdinde, her kederinde, her ıztırabında yalnız Cenab-ı Allah’a sığınır, yalnız Cenâb-ı Allah’tan ümit eder. Umutların tükendiği her noktada, Allah’ın rahmet ve umut kapısı hep açıktır. Emîn olmalıyız ki, Allah Kendisine ilticâ edenlere şefkatle ve merhametle yardım eder.

Her zaman ve her yerde, her darlıkta ve her olumsuzlukta mahlûkatının ve kullarının mutlak ümidi olan Cenâb-ı Hak, bütün kapıların kapandığı zamanlarda kullarına yeni kapılar açar, yeni çıkış yolları gösterir, ümitsizlere ümit olur. Mü’min, tüm kapılar yüzüne kapansa da, yalnız Allah’tan ummaya devam eder, Allah’tan umudunu hiçbir zaman kesmez.

Şu âyetlerdeki ümit bize yetmez mi?

*“De ki: “Rabbine kavuşmayı uman kimse, salih amel işlesin. Rabbine kullukta hiç şirk koşmasın.’”

 

*”Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? O halde Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”

Acziyetini bilen bir kulun Allah’a tevekkül edeceğinden eşsiz bir tesellî bulacağını beyan eden Bedîüzzaman, Fâtihâ Sûresindeki “Nestaîn”3 kelimesinin tevekkül mânâsını taşıdığını, bu mukaddes kelimenin dertli kullara tesellî verdiğini ve Allah’ın recâ ve ümit kapısını her an açık tuttuğunu kaydeder

alıntıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!